Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/20951 E. 2011/5278 K. 19.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20951
KARAR NO : 2011/5278
KARAR TARİHİ : 19.12.2011

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30.06.2005 gün ve 2005/69 Esas, 2005/658 sayılı hükmün temyiz edilmeden kesinleştirildiği ve yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine verilen 28.05.2009 günlü önceki hükmün onaylanmasına dair hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlerde başvurulacak kanun yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ile şeklinin açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğu ve bunlardan birinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesinin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 sayılı kararında açıklandığı üzere; CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince hükümde “başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin” açıkça gösterilmesi gerektiği, 05.03.2009 günlü hükümde ise “ … kanun yolu açık olmak üzere…” denilmek sûretiyle kanun yoluna başvurulacak merciinin, şeklinin ve süresinin açık olarak gösterilmemesi nedeniyle aynı Kanunun 40 ve devamı maddelerine göre temyiz süresinin geçirilmesinde sanığın kusurunun bulunmadığı ve eski hale getirme nedeninin oluştuğu nazara alınıp, kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmemesi nedeniyle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından; yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine verilen 28.05.2009 tarihli kararın hukuki değerinin bulunmadığı ve sanığın yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkin 28.11.2008 tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine ve süresinde verilmiş temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığa isnat olunan karşılıksız çek keşide etmek suçuna ilişkin 3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle, 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanık hakkında mahkûmiyet kararının verildiği tarih olan 30.06.2005’ten inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2.

maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.