Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2019/1605 E. 2021/7589 K. 29.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1605
KARAR NO : 2021/7589
KARAR TARİHİ : 29.12.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK’nin 260/1. maddesine göre zimmet suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin 14/01/2019 havale tarihli dilekçe ile vekili tarafından bu suç yönünden katılma talebinde bulunulması karşısında, 3628 sayılı Kanun’un 18. maddesindeki “…Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır” düzenlemesinin verdiği yetkiye ve CMK’nin 237/2. maddesine dayanılarak Hazinenin zimmet suçundan açılan kamu davasına katılan olarak KABULÜNE, görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davalarında katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle bahse konu suçtan kurulan hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılan Hazinenin vekili aracılığı ile yapmış olduğu temyiz talebi ile sanıklar …, …, …, …, … ve … müdafin yasal süresinden sonra vaki beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine ilişkin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan …
Bakanlığı vekilinin beraat, sanık … müdafin mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar …, …, …, …, … ve … haklarında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların üzerlerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı TCK’nin 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 05/11/2013 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri gereğince sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Suç tarihinde … Sıhhi Tesisatçılar ve Demir Doğramacılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası başkanı olan sanığın yapılan teftişte eksik çıkan ve oda kasasında ya da banka hesabında bulunması gereken 9.716,05 TL parayı mal edindiğinin kabulüyle hakkında zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın savunmasında özetle; “İl dışında olması ve genel sekreterin de rahatsızlığı nedeniyle geçici olarak bu işe bakan personelin, kendisinin bilgisi dahilinde, daha önce iş hanında hırsızlık olayı da yaşandığından kasa mevcudunu iş yerine götürdüğünü, yaklaşık 18-19 gün paranın iş yerindeki kasada kaldığını, bu süre boyunca kendisinin il dışında, genel sekreterin de doğum izninde olduğunu, yönetim kurulu kararıyla 15.000 TL’ye kadar olan parayı odada tutmaları mümkün olduğu için bankaya yatırmadığını, 1.475 TL’nin 15/10/2012 tarihinde bankaya yatırıldığı dönemde de il dışında bulunduğunu, müfettiş tarafından kasa sayımı sırasında bulunan kişilerin ifadesi alınmadığı halde ifade alınmış gibi tutanak düzenlendiğini, tespit sırasında müfettişle telefonda görüştüğünü ve gerekli görülürse iş yerindeki kasanın çilingirle açılıp kapının veya kasanın mühürlenebileceğini söylediğini ancak bu taleplerinin dikkate alınmadığını, 19 Ekim tarihinde il dışından döndüğünü, müfettişe giderek kasayı birlikte açma teklifinde bulunduğunu fakat müfettişin geldiğinde kontrol edeceğini belirttiğini, iki üç gün gelmeyince tekrar müfettişle görüştüğünde paradan rutin harcamaları yapmasını söylediğini, kendisinin de bu şekilde davranarak talimatı doğrultusunda parayı oda harcamalarında kullandığını, daha sonra müfettişin odaya gelmesi gecikince yaptığı masraflar dışında kalan 5.500 TL’yi bankadaki oda hesabına yatırdığını, kendisinden evrak teslim almasına rağmen teftişte bu evrakı dikkate alarak kasa sayımı yapmadığını, il dışından döndüğü tarihte kasa sayımı yapılmış olsaydı herhangi bir açığın çıkmayacağını” savunması ve sanıklardan bir kısmı ile tanık anlatımının savunmanın belirli bölümlerini doğrulaması karşısında, kasa açığının tespit edildiği tarih göz önünde tutularak bu tarihten önce oda merkezinin bulunduğu iş hanında herhangi bir hırsızlık olayının yaşanıp yaşanmadığının kolluk birimine sorulmasından, sanığın hangi tarihler arasında il dışında bulunduğunun net bir şekilde tespit edilmesinden, ilgili odaya müzekkere yazılarak savunmada geçen yönetim
kurulu kararı, kasa açığı tarihinden itibaren zimmete konu paradan yapıldığı belirtilen harcamalar, kasa açığı tarihi ile 5.500 TL’nin bankaya yatırıldığı tarih arasındaki oda gelirleri ve giderleriyle kasa mevcudunu gösteren belgelerin aslı veya onaylı suretinin dosya içerisine alınmasından, kasada muhafaza edilebilecek para miktarının belirlenmesinden, teftişi yapan müfettişin açık kimlik bilgilerinin tespitiyle savunma ve diğer beyanlar doğrultusunda tanık olarak bilgisine başvurulmasından, gerektiğinde dosyanın Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan farklı bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre sanığın zimmetinde para olup olmadığı, varsa miktarı hususlarında rapor alınmasından sonra sonucuna göre suçun vasfının ve sanığın suç kastının belirlenmesi, eylemin zimmet olarak kabulü halinde ise isnat edilen kasa açığı miktarının yukarıda belirtilen tarihlerde oda harcamalarına kullanıldığının ve arta kalıp bankaya yatırılan 5.500 TL’lik kısımla birlikte zimmet miktarını karşıladığının belirlenmesi durumunda etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı da karar yerinde tartışılarak hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 29/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.