Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18047 E. 2013/415 K. 16.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18047
KARAR NO : 2013/415
KARAR TARİHİ : 16.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan ile … Devlet Hastanesinde hasta yakını olarak bulundukları sırada tanıştığı, katılanın oğlunun taburcu edilmesi nedeniyle sanığın taburcu işlemlerini kendisinin yaptırabileceğini, hastane giderlerinin 1.000 TL tuttuğunu, ancak bunu 300 TL’ye indirdiğini söyleyerek katılandan 300 TL aldığı, katılanın, sanıkla birlikte hastane içinde taburcu işlemlerini tamamlamak üzere dolaştığı sırada, sanığın onu odalara almayıp dışarıda beklemesini söylediği ve ortadan kaybolduğu şeklindeki eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’ nın 157/1. maddesi gereğince hükmolunan 5 gün adli para cezası hesaplanırken, aynı Yasanın 61/8. maddesi hükmüne göre, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin birim gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde, birim gün sayısının belirlenmesinden sonra TCK’ nın 52. maddesine göre günlük 20.00 TL hesabıyla adli para cezasının bulunmasından sonra takdiri indirim uygulanarak sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK’ un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 52, 62 maddeleri gereğince tayin olunan 10 ay hapis ve 83 TL adli para cezası ile cezalandırılması ifadesi yerine ”sanık hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 157/1 maddesi gereğince tayin olunan 1 yıl hapis ve 5 gün karşılığı adli para cezasından anılan Kanunun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 10 ay hapis ve 4 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 52/2 maddesi gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı Yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den olmak üzere sonuç olarak 10 ay hapis ve 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.