Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/1068 E. 2011/5345 K. 20.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1068
KARAR NO : 2011/5345
KARAR TARİHİ : 20.12.2011

Irza geçme, zorla kaçırıp alıkoyma, evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptırmak ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; ırza geçme, zorla kaçırıp alıkoyma ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından beraatine, evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptırmak suçundan mahkûmiyetine dair Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.10.2005 gün ve 2004/233 Esas, 2005/169 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Katılan-mağdure Tuba Uçurum’un, sanığın üzerine atılı 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun mağduru ve suçtan zarar göreni olmadığı, mahkemece bu suç yönünden de verilen katılma kararının hukuki değerden yoksun olması nedeniyle temyiz hak ve yetki kazandırmayacağı anlaşılmakla, katılan vekilinin sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık hakkında ırza geçme, zorla kaçırıp alıkoyma ve evlenmenin dini merasimini yaptırma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle ırza geçme ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptırma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Oluşa uygun olarak sanığın işlediği kabul edilen evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yapmak suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, 19.10.2005 tarihli mahkûmiyet hükmünden itibaren inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle

hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 20.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.