Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14831 E. 2022/265 K. 13.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14831
KARAR NO : 2022/265
KARAR TARİHİ : 13.01.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında ve tapuda davacılar … ve … ile müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 566 parsel sayılı 38.370 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 104 ada 17 parsel numarasıyla ve 32.867,03 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 567 parsel sayılı taşınmaz, 103 ada 8 parsel numarasıyla ve 31.054,55 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacılar … ve …, uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait 566 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini, bu eksilmenin 567 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesi istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli … Nöbetçi Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, uygulama kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Mahkemece, kadastro çalışmalarından kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin olarak açılacak davalara bakma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlara ait uygulama kadastro tutanakları getirtilerek, tutanakların kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamıştır. Temyiz aşamasında geri çevirme kararı sonucu dosya içerisine alınan tapu kayıtlarının incelenmesinde, uygulama kadastrosu tutanaklarının 17.09.2015 tarihinde kesinleştirilerek, 104 ada 17 ve 103 ada 8 parsel sayılı taşınmazların yeni yüzölçümleri ile bu tarihte tapuya tescil edildikleri anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/B maddesi uyarınca askı ilanı içerisinde açılan davalara bakma görevi Kadastro Mahkemesine aittir. Dolayısıyla, askı ilan süresinden sonra, bir başka ifadeyle kadastro tutanağının kesinleşmesinden sonra açılan davalara bakma görevi ise genel mahkemelere aittir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazlara ait uygulama kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri ilgili kurumdan getirtilmek suretiyle, uygulama kadastro tutanaklarının hangi tarihte askı ilanına çıktığı, başka bir dosyada davalı olup olmadıkları ve tutanakların kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli; geri çevirme kararı uyarınca dosya arasına alınan tapu kayıtlarında göründüğü gibi uygulama tutanaklarının 17.09.2015 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması halinde, 16.05.2016 tarihinde açılan eldeki davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu göz önünde bulundurulmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.