YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21466
KARAR NO : 2011/5266
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Şişli 10. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 24.04.2009 gün ve 2008/1121 Esas, 2009/438 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlerde başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ile şeklinin açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğu ve bunlardan birinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesinin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 sayılı kararında açıklandığı üzere; CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince hükümde “başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin” açıkça gösterilmesi gerektiği, sanığın yokluğunda verilen 24.04.2009 günlü hükümde ise “ … tebliğ veya tefhiminden itibaren 7 gün içerisinde … Yargıtay yolu açık olmak üzere…” denilmek sûretiyle kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının yanıltıcı şekilde gösterilmesi nedeniyle aynı Kanunun 40 ve devamı maddelerine göre temyiz süresinin geçirilmesinde sanığın kusurunun bulunmadığı ve eski hale getirme nedeninin oluştuğu nazara alınıp, kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmemesi nedeniyle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından; tebliğnamedeki sanığın temyiz talebinin reddine yönelik düşünceye iştirak edilmeyerek sanık müdafiinin 24.06.2009 tarihli dilekçesinin süresinde verilmiş temyiz başvurusu olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Hükümlerden sonra 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2 ve 7. maddeleri gözetilerek, sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 12.07.2011 gün ve 233 sayılı kararı ile Şişli ilçesi adli teşkilatı kapatıldığından dosyanın İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.