YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2580
KARAR NO : 2011/5494
KARAR TARİHİ : 22.12.2011
Irz ve namusa taaddide bulunma ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık … ile zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanıklar …, …, …’in yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’un ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan beraatine, sanıkların üzerlerine atılı zorla kaçırıp alıkoyma eylemlerinin reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçu kabul edilerek mahkûmiyetlerine dair Niğde Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.09.2007 tarih ve 2005/90 Esas, 2007/187 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi, sanıklar …, … ve … müdafileri ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’a isnat olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK.nın 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanığın mahkemece sorgusunun yapıldığı 13.04.2005 tarihinden itibaren zamanaşımını kesen bir işlemin olmadığı, inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar …, …, … ve … haklarında reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Oluşa uygun kabule göre eylemin cebir ve şiddet, tehdit veya hile olmaksızın mağdurenin rızası dahilinde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Daresinin 18.07.2007 tarih ve 2765 Karar sayılı raporu içeriğinde mağdurede tespit edilen orta ve hafif derecedeki zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceğinin belirtilmesine ve sanıkların mağdurenin
akıl hastası olduğunu bildiklerine dair iddia veya herhangi bir somut delil bulunmamasına nazaran, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 26/2. maddesinin “kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” hükmü karşısında, 17 yaşı içindeki mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyan sanıkların aynı Kanunun 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceği, rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği ve aynı Kanunun 7/1. maddesi dikkate alınarak sanıkların kaçırıp alıkoyma suçundan beraatlerine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle sanıklar hakkında reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.