Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/3301 E. 2013/19620 K. 05.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3301
KARAR NO : 2013/19620
KARAR TARİHİ : 05.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/05/2012 tarih ve 2012/97-2012/69 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesiyle sigortalı aliminyum profil sistemlerinin davalı tarafından Fransa’ya yapılan taşıma sırasında hasarlandığını, müvekkilinin sigortalısına 17.351,68TL ödediğini ileri sürerek, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekilinin emtianın Fransa’ya taşınması konusunda aracılık hizmeti verdiğini, taşıma işi yapmadığını, taşıma işini Schenker Arkas Nakliyat ve Ticaret A.Ş. şirketinin gerçekleştiğini, husumet itirazında bulunduklarını, davanın esasına ilişkin olarak da hasarın emtiyanın cinsi konusunda yanlış bilgi verilmiş olmasından ve hatalı ambalajlamadan kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının esas taşıyıcı olması nedeniyle husumet itirazının yerinde olmadığı, son iki bilirkişi raporundaki kusur oranları dikkate alınarak, davalının hasarın %50’sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 8.675,84 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK’nun 376. maddesi (HMK’nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa’nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa’nın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HUMK’nun 389. maddesine (HMK’nun 297 nci maddesi) uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HUMK’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, “Davacının davasının kısmen kabulü ile , %50 kusur oranına göre davacının sigortalısına ödediği 8.675,84 TL’nin ödeme tarihi olan 06.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine” dendiği, gerekçeli karar da ise ” Davacının davasının kısmen kabulü ile 8.675,84 TL’lik taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine” ifadelerinin kullanıldığı görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece 10.04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirket’e iadesine, 05/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.