Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/4735 E. 2012/11234 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4735
KARAR NO : 2012/11234
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık … ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda: sanık …’in çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu ve diğer atılı suçlardan sanıkların mahkûmiyetlerine dair İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.07.2007 gün ve 2006/336 Esas, 2007/254 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılanlar vekili ve sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluşa uygun kabule göre sanık …’in işlediği reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun şikâyete tâbi olup uzlaşma kapsamında kaldığı, 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK.nın 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, öncelikle CMK.nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Mağdurenin kolluk anlatımları ve sanığın aşamalardaki tüm beyanları nazara alındığında, sanık …’in aynı suç işleme kararı ile değişik zamanlarda birden çok defa mağdure ile rızaen cinsel ilişkiye girdiğinin anlaşılması karşısında cezasının TCK.nın 43/1. maddesi gereğince artırılmaması suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
Mahkemece, oluşa uygun şekilde mağdurenin rızası ile kaçtığı ve alıkonulduğu kabul edilmesine, nüfus kaydına göre mağdurenin suç tarihinde 16 yaşı içerisinde olmasına ve 5237 sayılı TCK.nın 26/2. maddesinin “kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” hükmüne nazaran; mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyan sanıkların aynı Kanunun 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışlarından söz edilemeyeceği ve rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği gözetilmeksizin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıkların beraatleri yerine yazılı biçimde mahkûmiyetlerine kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık … yönünden hükmedilen ceza miktarı ve cezanın da ertelendiği gözetilerek, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nın 231/5. maddesinde öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan kanunun 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi gözetilerek sanık … yönünden kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.