YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7161
KARAR NO : 2021/16109
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; davacının 01.01.1999 tarihinde davalı işverene ait işyerinde satış sorumlusu ve koordinatör olarak çalışmaya başladığını, 2014 yılına ait Nisan ve Mayıs aylarına ait ücretini alamadığı için 16.06.2014 tarihinde iş akdini haklı sebeple feshederek işten ayrıldığını, davacının 20.06.2014 tarihinde …’ye şikayette bulunduğunu, şikayet üzerine davacının ödenmeyen ücretlerinin davalı tarafından ödendiğini, davacının en son aylık net 1.500,00 TL ücret aldığını, primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmediğini, davacının işe giriş tarihinin 02.12.2011 olarak bildirildiğini belirterek davacının davalıya ait işyerinde 01.01.1999 tarihinden 02.12.2011 tarihleri arasında çalışmalarının tespitini istemiştir.
II-CEVAP:
Fer’i müdahil … vekili; “Bizatihi işe giriş bildirgesinin varlığı çalışmanın ispatı olamaz. Fiili çalışmanın ispatı gerekir. Bu bakımdan işveren de davaya dahil edilmeli işverene de husumet yöneltilmelidir. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak daha, sigortalılıktan söz edilemez. Çalışmayı ortaya koyan belgeler işe giriş bildirgesi ile birlikte, sözü edilen yasanın 79.md.de öngörülen ve sigortalının çalışma gün sayısını kazanç durumunu çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17.md. Belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu kanıtlardır. Yönetimince düzenlenen işe giriş bildirgesi, salt işe alınmayı göstermekle birlikte çalışmanın mevcudiyeti yönünden yalnız başına yeterli kabul edilemez. Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Celp ve ibraz olunacak delillere ve diğer hususlarda davanın esasına karşı beyanda bulunmak hakkımız saklı kalmak kaydıyla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine, karar verilmesini” talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın kabulüne davacının davalı işyeri bünyesinde 01.01.1999 – 02.12.2011 tarihleri arasındaki çalışmasının bildirimsiz olmak sureti ile 01.01.1999 – 16.06.2014 tarihine kadar fiili, sigortalı ve eylemli olarak kesintisiz şekilde dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine; karar verilmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, fiili çalışmanın ispatlanması gerektiğini, ücret iddialarının yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“…Davacıya 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında muhtelif tarihlerde davalı işyerinde teslimat yapıldığına dair …Kargo Yazısının dosya arasında bulunduğu,dinlenen kayıtlı tanık beyanları ile davacının çalışmalarının ispatlandığı…” kanaatine varılarak
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Feri müdahil Kurum vekili, istinaf sebepleri ile aynı gerekçelerle temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Eldeki davada, davacı davalı işverene ait işyerlerinde satış sorumlusu ve koordinatör olarak çalıştığını 01.01.1999-16.04.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, sigortalılığının 02.12.2011 tarihinden itibaren başlatıldığını beyanla 01.01.1999-02.12.2011 tarihleri arasında bildirilmeyen sigortalılık süresinin tespiti talebinde bulunmuş, davacı mahkemeye yazılı beyanında, davalı işyerindeki çalışmalarının 1999-2008 yılları arasında …, 2008-2010 yılları arasında Hobyar mah. … cad. Fatih (Valiliğin karşısı) 2010-2011 yılları arasında … İş Merkezi … 2011-2014 yıllar arasında … adresindeki işyerlerinde olduğunu beyan etmiş, davacının hizmet cetveli incelendiğinde, 2011/12-29.03.2013 tarihleri arasında … sicil no.lu … Yayınevi İhr.İth.Ltd.Şti. işyerinden,30.03.2013-08.07.2014 tarihleri arasında ise 938 sicil no.lu …Kitabevi Dağ.Paz.Ltd.Şti. işyerinden bildirimlerinin yapıldığı, Mahkemece … Kitabevi Dağ.Paz.Ltd.Şti. ile …Yayınevi İhr.İth.Ltd.Şti.’nin ticaret sicil kayıtlarının getirtilerek şirket ortak ve müdürlerinin aynı isimler olduğunun ve arada organik bağın mevcut olduğunun tespit edildiği, Kurum tarafından bu şirketlere ait 5 adet işyeri bilgilerinin bildirildiği,davacı tanıkları ile 1 tane de kamu tanığının beyanlarına başvurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacının dönemler halinde çalıştığını beyan ettiği davalı işyeri şubeleri tek tek belirlenmeli, bu işyerlerinin işyeri sicil bilgileri, davacının bu şubede çalıştığı dönem içinde verilmiş ilgili dönem bordroları Kurumdan celbedilmeli, o şubedeki bordrolu çalışanlar resen tespit edilerek dinlenmeli, çalışılan şubeye komşu işyeri sahipleri ve bordrolu çalışanları, Kurumdan, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve muhtarlık marifetiyle usulünce tespit edilerek dinlenmeli, toplanacak delillerle,dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yeterli olmayan tanık beyanına istinaden, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, fer’i müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.