Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/10253 E. 2021/15987 K. 14.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10253
KARAR NO : 2021/15987
KARAR TARİHİ : 14.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet birleştirmesi yapılmak suretiyle 5434 sayılı Yasa kapsamında emekli aylığına hak kazandığının tespiti ve ikramiye ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, 31.08.1973 tarihinde 5434 sayılı yasaya tabi olarak göreve başladığını, 10.01.1983 tarihine kadar devlet memuru olarak çalıştığını, 04.01.1983 tarihinden 01.02.1991 tarihine kadar … AŞ mensupları tekaüt sandıklarına bağlı olarak çalıştığını, 01.02.1991 tarihinden 1998 yılı Mayıs ayına kadar 506 sayılı kanuna tabi olarak … Bankasında çalıştığını, her üç hizmet süresi birleştirilerek, 01.08.1998 tarihinde emekli olduğunu, 29.04.2010 tarihinde yine kamu kurumunda 5434 sayılı yasaya tabi olarak çalışmaya başlaması nedeniyle emekli maaşının kesildiğini, bu çalışmasının da 01.09.2016 tarihinde sona erdiğini, emekli maaşının kesildiği dönemden en son hizmet süresinin sona erdiği tarihe kadar emekli maaşı almadığını, tüm yasal düzenlemeler doğrultusunda davacının hizmet sürelerinin birleştirilmesi ile memur olarak emekli olmaya hak kazandığını, son 7 yıllık çalışmasının 5434 sayılı yasa kapsamında geçtiğini, değişik tarihlerde davacı tarafından Kuruma başvurularak, emeklilik talebinde bulunulduğunu, ancak kurum tarafından taleplerinin reddedildiğini, davacının yaş haddi sayılan 61 yaşını doldurduğunu, hizmet süresinin de 34 yıl olduğunu, taleplerin davalı tarafından kötü niyetli olarak reddedildiğini belirterek, 3600 gösterge üzerinden Yrd. Doç. kadrosu esas alınmak suretiyle emekli ikramiyesinin hesaplanması ve kendisine ödenmesi, akabinde tüm çalışma süreleri toplanarak ve son 7 yılın 6 yıl 4 ayında 5434 sayılı kanuna tabi çalıştığı hususu esas alınmak üzere fili hizmet süresi zammı ile birlikte 34 yıl üzerinde 5434 sayılı kanuna göre en az% 81,5 aylık bağlama oranından az olmamak üzere davacıya 5434 sayılı kanun üzerinden emeklilik maaşı tahsis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğundan haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince “davacının ilk emekliliği sonrası gerçekleşen emekli sandığı kapsamındaki hizmetleri nedeni ile emekli sandığı kapsamında tahsise hak kazanıp kazanmadığının tespitine ilişkin olduğu, davacının 5510 sayılı yasa öncesinde 506 sayılı yasa kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanması, 5510 sayılı yasanın yürürülüğünden sonra 4/c hizmeti bulunmasına göre adli yargının görevli olduğu, esasa ilişkin değerlendirmede, kişinin emekli olduktan sonra aylığının 5335 sayılı yasa veya başka bir sebeple durdurulması, sonrasında gerçekleşen ikinci dönem hizmetleri ile önceki dönem hizmetlerinin birleştirilmesinin mümkün olmadığı, hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın önceki veya sonraki dönem hizmetlerine göre aylığın değerlendirilmesi gerektiği, birleştirilemeyen hizmetler sonrasında davacının 5434 sayılı yasa kapsamındaki hizmetlerinin tek başına yaşlılık aylığına yeterli olmadığı, eski bağlanan aylığın güncellenerek ödenmesine ilişkin Kurum tarafından yapılan işlemlerde hata bulunmadığı kanaatine varılarak, davanın reddine” dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacıya 1973-1983 tarihleri arası 5434 sayılı Yasa kapsamında, 1983-1991 tarihleri arası … TAŞ mensupları tekaüt sandığı hizmetleri ve 1991-1998 tarihleri arasındaki 506 sayılı yasa kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak Ağustos/1998 tarihinde 506 sayılı yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, Davacının Nisan/2010 tarihinde … Üniversitesinde görevlendirilmesi üzerine bağlanan yaşlılık aylığı durdurulduğu, Mayıs/2010-Eylül/2016 tarihleri arası 4/c kapsamında 6 yıl 4 ay hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı Mayıs/2010-Eylül/2016 tarihleri arası 4/c kapsamındaki 6 yıl 4 ay hizmeti dikkate alınarak 5434 sayılı yasaya göre yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiş ise de, davacının talebi 2829 sayılı yasanın 5. maddesi karşısında mümkün değildir. Çünkü söz konusu madde hükmüne göre aylık bağlanmış birine yeniden hizmet birleştirmesi yapılarak aylık bağlanması mümkün değildir.
Bu nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, iddialarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, hizmet birleştirmesi yapılmak suretiyle 5434 sayılı Yasa kapsamında emekli aylığına hak kazandığının tespiti ve ikramiye ödenmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1. maddesine göre mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. Anılan Kanunun 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olması dava şartı olup, 115. maddesine göre Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Yasa’nın 101. maddesine göre bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.
5510 sayılı Yasa’nın “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasına göre “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” 5510 sayılı Kanunun 101’nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla iptal isteminin reddine karar vermiştir. Anayasa’nın 153/son maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararları, Resmi Gazetede yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. Anayasa Mahkemesi kararları ile ilgili doktrindeki ağırlıklı görüş; Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesinin de bağlayıcı olduğu yönündedir.
17.04.2008 günlü 5754 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2006 günlü, E. 2006/111, K.2006/112 sayılı iptal kararı doğrultusunda 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanun’a eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4 üncü maddelerle 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olacaklar ve bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanun’un 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tâbi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır.
5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edeceğinden bunlara ilişkin ihtilaflarda idari yargının görevli olmaya devam edecektir.
Öte yandan Uyuşmazlık Mahkemesinin 4.9.2012 tarihli 2012/64-83 Esas ve Karar sayılı kararında 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği, 5510 sayılı bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği sonucuna varılmıştır.
Eldeki davada, 1973-1983 tarihleri arası 5434 sayılı Yasa kapsamında, 1983-1991 tarihleri arası … TAŞ mensupları tekaüt sandığı hizmetleri ve 1991-1998 tarihleri arasındaki 506 sayılı yasa kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak, 1998 yılında 506 sayılı yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılan davacının 29.04.2010 itibari ile 5434 sayılı Yasa kapsamında ve kadro almak suretiyle Yalova Üniversitesinde görevlendirilmesi üzerine bağlanan yaşlılık aylığı davacı istemine dayalı olarak durdurulduğu,15.05.2010-15.09.2016 tarihleri arası 4/c kapsamında 6 yıl 4 ay hizmetinin bulunduğu ve buradaki görevinden ayrıldıktan sonra 20.09.2016 tarihinde yeniden aylık bağlanması için tahsis talebinde bulunduğu ve kurumca bu talebin reddi nedeniyle uyuşmazlığın doğduğu anlaşılmakta olup, davacının son dönem çalışmaları nedeniyle ve hizmet birleştirmesi suretiyle bağlanacak aylıklar bakımından 5434 sayılı Yasanın geçici 205. Maddesinin uygulanması gerekleri birlikte gözetildiğinde, bu nitelikteki davaların çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine dair karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi’ ne, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 14.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.