YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9528
KARAR NO : 2012/11224
KARAR TARİHİ : 13.11.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Isparta Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.02.2012 gün ve 2011/198 Esas, 2012/67 Karar sayılı re’sen de temyize tâbi hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
TCK.nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde sayılan velâyet hakkını kötüye kullanmak suretiyle öz kızına karşı atılı suçu işleyen sanık hakkında TCK.nın 53. maddesinin 5. fıkrasının uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin maruz kaldığı olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23/B ve 31. maddeleri gereğince oluşturulan heyet tarafından düzenlenen Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Adli Tıp Bilirkişi Kurulunun 11.01.2012 tarihli raporunun içeriği itibarıyla hüküm kurmaya yeterli olmaması karşısında; mağdurenin bu olay nedeniyle beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel istismarı suçunu zincirleme şekilde işleyen sanık hakkında TCK.nın 61/4-5. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak 103/2-3. maddeleri uyarınca verilecek ceza üzerinden 43. maddenin uygulanması sonucu bulunacak miktarın, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç nedeniyle 103/6. maddesinin tatbikiyle bulunacak ceza üzerine eklenerek sanığın cezasının belirlenmesi gerekirken TCK.nın 43. maddesinin 103/6. maddesinden önce uygulanması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan re’sen de temyize tâbi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.