YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2707
KARAR NO : 2013/19831
KARAR TARİHİ : 07.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/06/2011 tarih ve 2010/162-2011/359 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/11/2013 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ICS A.Ş. ‘nin eski ortağı ve münferiden imzaya yetkili eski yöneticisi olduğunu, 28.04.2009 tarihinde davalı eski yöneticinin şirket hesabına gelmiş olan parayı kendi şahsi hesabına havale edip sonra da başka şahsi hesaplarına dağıtarak zimmetine 970.000 Euro geçirdiğini, sonrasında istifa ederek şirketten ayrıldığını, davalının 970.000 Euro tutarındaki paranın 470.000 Euro’luk kısmını ICS A.Ş. hesabına havale ettiğini, 500.000 Euro’nun ise şirkete iade edilmediğini, davacının denetçisi olduğu ICS A.Ş. tarafından, davalının diğer cari hesaplarının toplamı olan 617.673,24 TL borcun ödenmesi için ihtar çekildiğini ancak ödenmediğini, davalı aleyhine yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek alacağın varlığının tespiti ile itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İcra dosyasının davacı asil tarafından açıldığı, şirket adına yürütülen bir icra takibinin söz konusu olmadığı, icra takip dosyasına konu edilen alacak bakımından dayanak gösterilen ihtarname incelendiğinde ise ihtar edenin … olduğu, TTK 341 kapsamında itirazın iptali yönündeki davanın dava dışı şirketi temsilen açılması ve icra takibinde aynı şekilde açılmasının zorunlu olduğu, oysa takibin şahıs adına başlatıldığı, takibin ve davanın şirketi temsilen açılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle dava itirazın iptali olup, itirazın iptali davasının takip alacaklısı tarafından açılması gerektiğinden ve bu davanın takip alacaklısı tarafından açılmadığından aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarafların ortağı oldukları şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalının usulsüz işlemlerle şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı, zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, TTK’nun 341.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olan davalı hakkında böyle bir davanın davacı şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten yada vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Dosya kapsamından şirketin 25.08.2009 tarihli genel kurulunda davalı aleyhine dava açılması için karar alınmış ve şirket denetçisine bu konuda dava açması için yetki verildiği anlaşılmaktadır. Davalı aleyhine davacı denetçi tarafından Kadıköy 6. icra müdürlüğünün 2010/3342 esas sayılı dosyasında davaya konu alacak miktarı için takip yapılmıştır. 4.2.2010 tarihli takip talebinde alacaklı olarak davacının adı yer almakta ise de, takibin sebebi olarak 10.11.2009 tarihli ve 27081 nolu Üsküdar 10. Noterliğinin ihtarnamesi gösterilmiştir. Anılan ihtarnamenin kapsamından davacının şirket denetçisi sıfatıyla davaya konu alacağın şirkete ödenmesini talep ettiği, ayrıca takip için verilen vekaletnamenin de şirket denetçisi olan davacının sorumluluk davası açmak üzere yetkilendirilmesi nedeniyle verildiği anlaşılmakta olup, yine dava dilekçesinde de “ … (ICS A.Ş. denetçisi sıfatıyla) dava açıldığı görülmektedir. Tüm bu açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının şirket denetçisi sıfatıyla şirketin genel kurulunun verdiği yetkiye dayalı olarak işbu sorumluluk davasını açtığı anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.