Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14028 E. 2013/19847 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14028
KARAR NO : 2013/19847
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 gün ve 2011/9-2011/156 sayılı kararı onayan Daire’nin 19.06.2013 gün ve 2013/9175-2013/12823 sayılı kararı aleyhinde davacılar … ve … dışındaki davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin sonradan özelleştirme kapsamına alınan davalı şirketin hissedarı olduklarını,hamiline yazılı hisse senetleri bulunmakla birlikte zamamında hisse senetlerini ibraz ederek isim ve adreslerini şirket kayıtlarına tescil ettirdiklerini, ortaklık statülerinin davalı şirket tarafından da bilindiğini, buna rağmen davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin genel kurul toplantılarının müvekkillerine usulüce bildirilmediğini, toplantıların Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmiş olmasının davacılara tebligat yapıldığı anlamına gelmediğini, müvekkilleri anılan genel kurul toplantılarına ve sermaye artırımına iştirak edemediklerinden başlangıçta %22 düzeyinde olan sermaye paylarının yıllar içerisinde giderek azalıp, çok küçük seviyelere indiğini, şirketin sermaye yapısının davacılar aleyhine değiştirildiğini, toplantı çağrıları usulüne uygun olarak yapılmadığından anılan genel kurul toplantılarının ve bu toplantılarda alınan kararların yoklukla malul olduğunu, öte yandan şirkete ait bir kısım taşınmazların kamu kurum ve kuruluşlarına bedelsiz devri sonucu müvekkillerinin ortaklıktan doğan mülkiyet haklarının da ihlal edildiğini, şirkete ve …’na yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, başta bedelli sermaye artırımına ilişkin olanları olmak üzere davalı şirketin 1971, 1973, 1976, 1979, 1984, 1987, 1988, 1989, 1990, 1995, 1996, 1999, 2000 ve 2002 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarının geçersizliğinin tespitine, ortaklarla şirket arasında doğmuş bulunan muarazanın men’i ile davacıların hisselerinin önceki duruma ihyasına, oluşacak yeni duruma göre davacıların ortaklık haklarının belirlenmesine, davacıların bilgisi ve onayı dışında kamu kurumlarına bedelsiz olarak devredilen taşınmazlar nedeniyle davacıların belirlenecek gerçek sermaye payları üzerinden hisselerine düşecek tutarların, tasfiye sonunda davacılara ödenmek üzere tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, hamiline yazılı hisse senedi sahiplerine tebligat yapılması için hisse senetlerinin şirkete tevdi edilmesi gerektiğini, davacıların bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, genel kurul toplantılarından uzun süre sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, genel kurul toplantı çağrısı usullerinden bazılarının eksik bırakılmasının ve hatta hiç çağrı yapılmamış olmasının tek başına yokluk veya butlan sebebi olmayıp, sadece iptal davası açma hakkı verdiği, iptal davası açılması için hak düşürücü sürelerin geçtiği, öte yandan davanın konusunu 1971 ile 2002 yılları arasında yapılmış 16 adet genel kurul toplantısı oluşturup, davacıların dava tarihine kadar geçen 32 yıllık süre içerisinde sermaye artırımlarından haberdar olmadıklarını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar … ve … dışındaki davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.06.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacılar … ve … dışındaki davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar … ve … dışındaki davacılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar … ve … dışındaki davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacılar … ve … dışındaki davacılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.