YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17950
KARAR NO : 2013/386
KARAR TARİHİ : 16.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; ticari takside şöförlük yapan mağdur …’ün kullandığı arabaya binen sanığın Balçova’ya gideceğini acele etmesi gerektiğini söylediği ve yol boyunca zor durumda olduğu kanaatini uyandıracak telefon konuşmaları yaptığı anılan mahalle gelince diğer mağdurla birlikte hastane içine girdiği ancak geri dönmeyip taksi ücretini ödemediği, katılan …’i cep telefonundan arayarak numarasını … ilinde oturan … isimli şahıstan aldığını çocuğunun kaza geçirdiğini yoğun bakımda yattığını acele kan ihtiyacı olduğunu bu nedenle 250.00. TL. ye ihtiyacı olduğunu belirterek hastaneye gelmesini sağladıktan sonra belirtilen miktardaki parayı alarak bir fırsatını bulup uzaklaştığı anlaşılmakla eylemlerin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.