YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13745
KARAR NO : 2013/19848
KARAR TARİHİ : 07.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.04.2012 gün ve 2011/184-2012/101 sayılı kararı onayan Daire’nin 05.07.2013 gün ve 2012/15934-2013/14363 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili hakkında verilen kısıtlılık kararı gereğince dava dışı Ziraat Bankası A.Ş.’de bulunan aylık %9 faiz oranlı 3.117.984,68 TL’lik vadeli mevduat hesabının bozdurularak davalı bankanın vasi hesabına aktarıldığını, davalı bankanın o dönem için vadeli hesaplara uygulanan % 9 faiz oranını % 7,5 ile başlatıp kademeli olarak % 6’ya kadar çekerek 01.07.2010 – 15.03.2011 tarihleri arasında ortalama 75.000 TL civarında kâr mahrumiyetine neden olduğunu, müvekkili hakkındaki kısıtlılık kararının kaldırılması üzerine anılan hesapta bulunan mevduatın, masrafsız olarak başka bir bankaya gönderilmesi istenilmiş ise de, davalı bankaca müvekkiline % 8,85 faiz ile paranın bankalarında kalmasını teklif edilmesi nedeniyle bundan vazgeçildiğini, ancak bir ay sonra müvekkilinin parasını % 9,25 faiz teklif eden başka bir bankaya göndermek istemesi üzerine mahkeme kararına karşı 1.050 TL hesaptan havale ücretini kesildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren mevduata işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte şimdilik 7.800 TL kâr mahrumiyetinden oluşan maddi tazminat ile 1.050 TL havale ücretinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 30.01.2012 tarihinde maddi tazminat talebini 43.090,06 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın açılan vadeli hesaplara cari faizin uygulanacağı, bunun dışında söz konusu hesaplara herhangi bir faiz ödemesinin yapılmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığı bünyesinde genelgesi doğrultusunda hareket ettiğini, bu nedenle kâr mahrumiyetinin bulunmadığını, davacının isteği üzerine hesabın aktarımı için 1.050 TL’lik masraf alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dava konusu vesayet hesabı üzerinde dava dışı Adalet Bakanlığı’nın tasarruf yetkisinin bulunmadığı, davalı banka ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanmış protokole ilişkin genelgenin bu protokolün tarafı olmayan davacı adına açılmış bulunan vesayet hesabına fiilen uygulanmakta olan faiz oranlarından daha düşük oranlarda faiz uygulanmış olması işlemine hukuki açıdan dayanak oluşturmadığı, davalı bankaca vesayet altına alınan davacının hesabına daha düşük düzeylerde faiz oranlarının uygulanmış olmasının MK’nın 441 ve 466. maddelerine aykırılık teşkil ettiği, davalı bankanın davacı aleyhine BK’nın 61. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleştiği; ancak, vesayet makamının talimatına istinaden davalı bankaca davacı adına açılmış olan vesayet hesabının kapatılmasından sonra taraflar arasında varılan mutakabata göre davacı adına yeni bir vadeli hesap açıldığı, bu hesabın açılış tarihinden itibaren artık davalı banka ile davacı arasında vesayet hukuku dışında normal müşteri-banka ilişkisinin başlamış olduğundan, davacı adına açılan yeni hesabın vade sonunda kapatılmasını müteakip bakiyenin başka bir bankaya transfer işleminin vesayet makamınca gönderilen müzekkere ile bağlantısının bulunmadığı, bu itibarla davalı bankanın hukuken bu transfer işlemi dolayısıyla makul düzeyde bir havale ücreti tahsil etmek yetkisine sahip bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 42.040,06 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.07.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.