YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8184
KARAR NO : 2021/16367
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalı ve yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Dava hakkında … İş Mahkemesince verilen 05.12.2019 tarih ve 2016/245 E.- 2019/321 K. sayılı hükmün, Dairemizin 02.03.2021 tarih ve 2020/7560 E.- 2021/2472 K. sayılı ilâmı ile düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından, maddi hata nedeniyle kararın düzeltilmesi talebinde bulunulduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/3’üncü madde hükmü uyarınca İş Mahkemelerince verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ne var ki, Yargıtay kararlarında açıkça maddi hatanın bulunması hallerinde dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayanılarak verilmiş olan kararlar ile hatalı biçimde hak sahibi olmak evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır.
Dairemizin 02.03.2021 tarih ve 2020/7560 E.- 2021/2472 K. sayılı ilâmında her ne kadar ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına dair karar verilmiş ise de; ilk derece mahkemesince açıklanan gerekçenin hüküm fıkrasıyla uyumlu olmadığı, öte yandan infazı kabil kararın gerekçe de açıklanan tazminat miktarı mı; yoksa hükümde belirtilen tazminat miktarı mı olduğunun açıkça anlaşılamaması ve taraflar lehine oluşturulacak kazanılmış hakkın düzelterek onama kararıyla belirlenmesinin açıkça savunma hakkının ihlali niteliğinde olacağı hususu dikkate alınarak, Dairemiz kararında maddi hata yapıldığı anlaşıldığından anılan hususa ilişkin Dairemiz kararının ortadan kaldırılarak aşağıdaki şekilde ilk derece mahkemesi hükmünün bozulması gerektiği anlaşılmıştır.
K A R A R
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.03.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. …geldi. Davacılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Gerekçe – hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda kısa karar olarak açıklanan ve gerekçeli kararın hüküm kısmında yer alan kararda; asıl davada davacı sigortalı lehine 1.143.788,51 TL tutarında maddi tazminata hükmedilmişken, açıklanan gerekçede; “Denetime elverişli bilirkişi raporunda davacı için maddi tazminat olarak 723.591,65 TL bakıcı gideri hesaplanmış olup mahkemece hesaplanan bu giderden davalının kusuruna isabet eden tutardan takdiren %15 oranında indirim yapılmıştır. Yine raporda davacı için 453.801,04 TL iş gücü kaybı zararı hesaplanmış olup neticeten iş gücü kaybı zararı ve %15 takdiri indirimli bakıcı gideri toplamının davalının kusuruna isabet eden kısmı 1.143.788,51 TL olarak hesaplanmış olup bu tazminatın davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş olup davacı vekilinin fazladan talep ettiği kısmın reddine karar verilmiştir.” Şeklinde gerekçeye yer verilmiştir.
Açıklanan gerekçenin incelenmesinde hesap yönünden gerekçenin dayanağını oluşturan 08.01.2019 tarihli hesap raporuna göre davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacağının 454.801,04 TL, bakıcı giderinden kaynaklı tazminat alacağının ise 723.591,65 TL olduğu, gerekçede belirtildiği şekilde bu alacak kaleminden %15 oranında hakkaniyet indirimi yapılması halinde bakıcı gideri alacağının 615.052,90 TL olarak hesap edilmesi gerektiği ve sonucuna göre davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderinden kaynaklı toplam maddi tazminat alacağının 1.069.853,94 TL olarak belirlenmesi gerektiği açıktır. Buna karşın gerek gerekçe de gerekse hükümde varılan bu sonuçla bağlantısı olmayacak şekilde 1.143.788,51 TL maddi tazminata karar verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki olacak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
2- Öte yandan 6100 sayılı H.M.K.’nun 61 v.d maddeleri gereğince davada ihbar olunan sıfatını taşıdığın anlaşılan …’ın da karar başlığında karşı taraf şeklinde nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.03.2021 tarihli murafaada yürürlükte bulunan 2021 yılı A.A.Ü.T. gereğince; davalı lehine takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine, 21.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.