Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/9695 E. 2021/15426 K. 06.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9695
KARAR NO : 2021/15426
KARAR TARİHİ : 06.12.2021

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma sonrası ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurumca, 06.10.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu malul kalan kurum sigortalıları … ve …’e bağlanan gelir ve yapılan masraflar nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi talebiyle açılan davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 26.maddesi olup, kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Hükmüne uyulan Dairemizin 01.07.2019 günlü bozma ilamında; “Dosyanın incelenmesinde, mahkemece hükme esas alınan 06.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda, iş kazasının meydana gelmesinde, kazalı …’in kendi yaralanmasında %20, işveren …’nin % 80 oranında kusurlu oldukları, kazalı …’in iş arkadaşı diğer sigortalı …’ün yaralanmasında kusuru olmadığı, kazalı …’ün yaralanmasında kendisinin %20 oranında, işverenin %80 oranında kusurlu olduğu, iş arkadaşı diğer sigortalı …’in yaralanmasında kusurunun olmadığı rapor edilmiştir. Konuya ilişkin olarak, ceza dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda; işveren …’nin 6/8 oranında, iş yerinde ateşçi olarak görev yapan …’ın ise 2/8 oranlarında kusurlu olduklarının belirtilmesi üzerine bu kusur oranları üzerinden mahkumiyetlerine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Eldeki davaya konu iş kazası ile ilgili olarak davalılardan … tarafından, davalı işverene ve dava dışı …l’a açılan tazminat davasında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davalı işveren …’nin %70 oranında, ateşçi …’ın %30 oranında kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır. Ceza davasında kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, mevcut raporlar arasında, meydana gelen olay ile ilgili farklı oran ve aidiyetler belirlenerek çelişkinin oluştuğu görülmektedir. Mahkemece, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile konusunda uzman bilirkişi heyetinden; ceza ve tazminat dosyaları kapsamında alınan bilirkişi raporları ile eldeki dava kapsamında alınan birikişi raporu arasındaki çelişki gözetilip giderilmek suretiyle ,cezada kazalı sigortalılara kusur verilmemesine dair maddi olgunun irdelendiği, maddi oluşa ve kanuna uygun olarak kusur oran ve aidiyetlerinin usûlünce belirlendiği, yeniden kusur raporu alınmalı, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” hususlarına işaret edilmiştir.
Bozma sonrası mahkemece hükme esas alınan 18.04.2020 günlü bilirkişi heyeti kusur raporunda, davalı işveren …’nin %80, işçiler … ve …’ün kendi yaralanmaları ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelmesinde %20’şer oranda kusurlu oldukları belirtilmekle, bozma öncesi hükme dayanak kılınan 06.01.2014 günlü bilirkişi heyeti kusur raporundaki aynı kusur oran ve aidiyetleri kabul edilmek kaydıyla, bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden, konuya ilişkin ceza yargılamasında kusurlu bulunarak mahkum olan dava dışı Nurettin Usal yönünden az da olsa kusur verilmesi gerektiği hususu dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.Mahkumiyet kararında tespit edilen maddi olguların hukuk hakimini bağlaması nedeniyle, cezada mahkum olanlar bakımından az da olsa kusur verilmesi gerektiği gözetilerek, konusunda ve işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişi heyetinden oluşan ve mevzuata uygun kusur raporu alınarak, çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 06/12/2021 gününde oybirliği ile karar verildi.