Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14168 E. 2013/19841 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14168
KARAR NO : 2013/19841
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/03/2012 gün ve 2009/289-2012/142 sayılı kararı onayan Daire’nin 08/05/2013 gün ve 2012/10726-2013/9334 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin CITI KREDİ, CITIBOND, CITICORP, CITIGROUP, CITIBANK ibareli tanınmış markaları olduğunu, davalını ise SIX Q CITI, CITI Q CITI ibareli markaları adına tescil ettirdiğini, tanınmışlıklarından haksız yarar sağlanacağını, markaların benzer olduğunu ileri sürerek, davalı markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markasının tanınmış olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı markasının tanınmış olduğu, davacının markasından ve itibarından haksız yarar sağlanacağı gerekçesiyle 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 08.05.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı markalarının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı, davalı adına tescilli markaların kendisi adına tescilli ve tanınmış markalarla benzer olduğunu, davalının davacı adına tescilli markaların tanınmışlığından yarar sağlayacağını ileri sürerek, davalı markalarının hükümsüz kılınmasını istemiştir.
Davaya konu uyuşmazlığın çözümü için mahkemece alınan 09.03.2011 tarihli ilk bilirkişi kurulu raporunda, davalıya ait markalarla davacıya ait markaların aynı/benzer olduğu ancak markaların tescil listesinde yer alan mal/hizmetlerin aynı/benzer olmadığı, bu nedenle 556 sayılı KHK’nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında iltibas riskinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğu, davacı markalarının tanınmış marka olmasına rağmen farklı mallarda tescil edilen davalı markalarının bundan haksız bir yarar sağlamayacağı, davacı markasının itibarının ve ayırt edici karakterinin zedelenmeyeceği, davalı markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.Davacı tarafın itirazı üzerine alınan 26.12.2011 tarihli ikinci bilirkişi kurulu raporunda ise ilk bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi taraf markalarının benzer olduğu, ancak markaların ilişkili olduğu mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, bu nedenle markalar arasında 556 sayılı KHK’nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında iltibas oluşmadığı, davacıya ait markaların anılan KHK’nin 8/4. maddesi anlamında tanınmış marka olduğu ve bu maddedeki şartların gerçekleşmesi nedeniyle davacı markalarının davalı markaları bakımından farklı mal ve hizmetlerde korunmasının mümkün olduğu, dolayısıyla davalı markalarının tescil listesinde yer alan bütün emtialar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.Mahkemece, son bilirkişi raporu esas alınarak 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesi anlamında davacıya ait markanın tanınmış marka olduğu, bu bağlamda söz konusu maddede yer alan şartların tümünün gerçekleştiği, davacı markalarının davalı markaları bakımından farklı mal ve hizmetlerde korunmasının mümkün olduğu sonucuna varılarak, anılan KHK’nin 8/4. maddesi gereğince davanın kabulü ile davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Somut olayda, taraf markaları arasında benzerlik mevcut ise de markaların kapsamındaki mal ve hizmetler birbirinden farklıdır.Ancak, davacı markalarının tanınmış markalar olması nedeniyle farklı mal ve hizmetler için tescil edilmiş benzer bir marka 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde hükümsüz kılınabilir.Söz konusu 8/4. maddesinde markanın tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabileceği, ancak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusunun reddedileceği, yine tescil edilmiş bir markanın da anılan Kararnamenin 42/b maddesi hükmü uyarınca bu madde uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilebileceği hususları düzenlenmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi kurulu raporları arasındaki tek farklılık, davalı markalarının davacı markalarının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayıp sağlamayacağı, bu durumun davacı markasının itibarını ve ayırt edici karakterini zedeleyip zedelemeyeceği noktasındadır.İlk raporda, anılan 8/4. maddesindeki şartların gerçekleşmeyeceği, ikinci raporda ise gerçekleşeceği belirtilmiş, mahkemece ikinci bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak, davanın kabulüne karar verilmiş ise de raporlar arasında uyuşmazlığın da çözüm noktasını oluşturan bu konudaki çelişki giderilmeden ve gerekçesi de somut şekilde ortaya konulmadan karar verilmiştir.Bu durumda mahkemece, üçüncü bir bilirkişi kurulundan ilk iki rapor arasında oluşan çelişkiyi gideren, varılan kanaati somut gerekçelere dayalı olarak ortaya koyan, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde oluşan çelişki giderilmeden ve somut gerekçeleri de ortaya konulmadan yasa hükmü tekrarlanmak suretiyle soyut olarak davalı markalarının davacı markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağı veya tanınmış markaların itibarına ve ayırt edici karakterine zarar verebileceği sonucuna varılması yerinde olmayıp, kararın bu yönden
bozulması gerektiğinden davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin Dairemizin 08.05.2013 günlü, 2012/10726 Esas-2013/9334 Karar sayılı ilamına yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile onama kararının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.