YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16890
KARAR NO : 2013/15116
KARAR TARİHİ : 06.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.12.2011 tarih ve 2011/526-2011/496 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalının Bahçelievler Şubesi’nde hesabı olduğunu, diğer davalı personelinin hesaplar üzerinde oynayarak zimmetine para geçirdiğinin ortaya çıktığını, davalı bankanın bu davalı ile müvekkilinin birlikte hareket ettiği gerekçesiyle hesabındaki parayı ödemediğini, hatta iş mahkemesinde aleyhlerine dava açtığını, müvekkili hakkındaki suç duyurusunun takipsizlikle sonuçlandığını, birlikte hareket iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalı personelin bir çok hesap üzerinde oynama yaptığının tespit edildiğini, hesaplardan birbirine aktarım yaptığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 19.312,73 YTL ile 2.864,71 USD’nin 31.12.2001 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, derdestlik itirazında bulunarak, aynı iddia ile davacı ile diğer davalı aleyhine müvekkilinin iş mahkemesinde dava açtığını, davacının, diğer davalıyla yakın arkadaş olduklarını, ona verdiği yetki ile hesaplarda açma ve kapama işlemleri yaptığını, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, aralarında vekalet ilişkisi oluştuğunu, davalı personelin zimmetine para geçirdiğini, hesaplarda usulsüzlükler yaptığını, esasen işbirliği içinde olduğu davalı personelin başka hesaptan yapılan EFT’yi davacı hesabına aktardığını, davacının bu parayı tahsil ettiğini, bir alacağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, iş mahkemesinde müvekkili aleyhine dava açıldığını, işlemlerde usulsüzlük olmadığını savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, yakın akrabası olan Alaaddin Arısoy’un talimatı üzerine kendisine davalı banka tarafından EFT yoluyla gönderilen 17.160,00 YTL ‘yi Alaaddin Arısoy’un talimatına uygun olarak harcadığı ,bu parayı davalı …’in , Alaaddin Arısoy’un davalı bankadaki hesabının içini usulsüz olarak boşaltması nedeniyle Vedat İşler isimli mudinin hesabından yine usulsüz olarak davacı … adına gönderdiği, davacı …’ün EFT işleminde gönderenin ismi belli olmadığı için Alaaddin Arısoy tarafından EFT edildiği inancıyla parayı çektiği, Alaaddin Arısoy’un talimatı doğrultusunda kullandığı, daha sonra Alaaddin Arısoy’un 17.160,00 YTL’den artan TL hesabından kendisine ödeme yapılması hususunda talepte bulunduğu, döviz hesabından talepte bulunmadığı, davacı …’ün davalı bankadaki paralarının kendisine ödenmesinin gerektiği , keza davalı … tarafından zimmete geçirilen parasının da kendisine ödenmesinin zorunlu bulunduğu gerekçesiyle davalı …’nun sorumluluğunun 9.119,64 TL ile sınırlı kalması kaydıyla 19.312,23 TL ile 2.864,71 USD’nin; 19.312,23 TL alacağa 31.12.2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte, 2.864,71 USD (Amerikan doları) alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek devlet bankalarının Amerikan doları cinsinden 1 yıl vadeli döviz tevdiat hesabına uyguladıkları faiz ile birlikte davalılar Oyakbank (İng Bank) ve …’dan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı yönünden yapılan temyiz itirazlarına gelince, davacı taraf TL mevduatına haksız fiil tarihinden itibaren, keza yabancı para mevduatına 31.12.2001 tarihinden itibaren temerrüt faizi talebinde bulunduğuna göre, mahkemece 6762 sayılı Yasa’nın 4 ve 3095 sayılı Yasa’nın 2. maddesi uyarınca TL mevduat hesabına reeskont faizi oranında temerrüt faizi, yabancı para mevduatına ise mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, haksız fiil tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7. maddesi gereğince, kararın düzeltilerek onanamasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının (HÜKÜM bölümünün) 1 nolu bendinin 3. satırında yer alan ”dava” ibaresinin karardan çıkartılarak, yerine ”31.12.2001” tarihinin, keza aynı satırda yer alan ”yasal” ibaresinin hükümden çıkartılarak, yerine ”reeskont” ibaresinin yazılmasına, kararın bu şekliyle düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.264,48 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı bankadan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.