Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17972 E. 2013/166 K. 14.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17972
KARAR NO : 2013/166
KARAR TARİHİ : 14.01.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın, Lehdar … ve Sanayi Limited Şirketi’nden ciro ile teslim aldığı suça konu 14.10.2006 keşide tarihli 45.000 TL bedelli çekin ödenmesi için süresinde ibraz ettiğinde, keşideci sanık … tarafından 12.09.2006 tarihinde verilen ödeme yasağı talimatı sonucu ödenmemesi nedeniyle sanık …’in dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmiş, sanık … ve Sanayi Limited Şirketi hakkında güvenlik tedbiri uygulanması talep edilmiştir.
A-Sanık … ve Sanayi Limited Şirketi hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.11.2002 gün ve 272-402 sayılı kararı ile uyum gösteren diğer Genel Kurul ve Daire kararlarında açıklandığı üzere, Ceza Yargılama Yasasında mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen 1412 sayılı CMUK. nun 223/son maddesi ile buna paralel hüküm içeren ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı CMK. nun 193/2. maddesinin beraat kararı yönünden dosya kapsamına göre ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması hali ile sınırlı olarak uygulama yerinin mevcut olduğu, sanık şirketin yetkilisi…’ın sorgusu yapılmadan mevcut kanıtlar tartışılarak delil takdiri suretiyle beraat kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilmeden, sorgusu yapılmayan sanık hakkında delil takdirine girilmek suretiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
B-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu çeki, miktar, keşide yeri ve tarih unsurları eksik bir şekilde keşide ederek, aralarındaki ticari ilişkiden doğan güven sebebiyle … ve Sanayi Limited Şirketi yetkilisi…’a verdiğini bildirmesi, çeke 12.09.2006 tarihinde ödemeden men yasağı konulmasına rağmen, üzerindeki keşide tarihinin 14.10.2006 olması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeksizin tespiti için, adı geçen şirketin suç tarihi itibariyle yetkilisi olan… dinlenerek, suça konu çeki hangi tarihte ve ne sebeple aldığı ile sanığın savunmasında belirttiği hususlar sorulduktan sonra, sanık … ve…’ın yazı örnekleri alınarak çekteki miktar, keşide yeri ve tarihin kim tarafından yazıldığı saptanarak, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde karşılıksız çek keşide etme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
1-İddianamede açıkça 3167 sayılı yasaya muhalefet suçundan dava açılmadığı halde, ek savunma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-31.01.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile karşılıksız çek keşide etme fiili idari yaptırıma dönüştüğünden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7.maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.