YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2050
KARAR NO : 2021/6615
KARAR TARİHİ : 14.12.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık … müdafin süresinden sonra vaki ve sanıklar … ile … müdafilerin sonuç ceza miktarı itibarıyla da koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme taleplerinin, öte yandan sanık … müdafin yüzüne karşı tefhim edilen hükmü 07/11/2014 havale tarihli dilekçesiyle CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra temyiz etmiş olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin sanıklar …, …, … ve … müdafilerin vekalet ücretine münhasır, sanık …’nın hakkındaki, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafilerin müvekkilleri haklarında rüşvet alma, rüşvet verme ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile katılan vekilinin sanıklardan … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet, … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat ve mahkumiyet, … hakkında rüşvet alma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Hüküm fıkrasında sanık …’ın soyadının “…” yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
1-Sanıklar …, …, … ve … haklarında verilen beraat hükümlerine yönelik müdafilerin vekalet ücretine münhasır temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklardan …’ın vekaletnameli avukat tarafından temsil edilmediği gözetilerek yapılan incelemede;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir” biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendilerini vekaletnameli avukat ile temsil ettiren ve beraatlerine karar verilen sanıklar …, … ve … lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,
hüküm fıkrasına ”Kendilerini ayrı vekille temsil ettiren sanıklar …, … ve … için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 3.000’er TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak adı geçen sanıklara verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklardan …, … ve … hakkında rüşvet verme, … hakkında rüşvete aracılık etme, … ve … hakkında rüşvet alma, … ve … hakkında görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine, … hakkında rüşvet alma ve … hakkında görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Bir kısım sanıklar haklarında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının tamamının suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kurmuş oldukları paravan firmalar üzerinden naylon fatura düzenlemek suretiyle devleti dolandırmak ve haksız kazanç elde etmek gibi suçlardan alındığı, dinleme kararları sonucunda elde edilen delillere istinaden sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu örgüte üye olma ve yardım etme, rüşvet alma, rüşvet verme ve görevi kötüye kullanma suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda örgüt suçundan TCK’nın 220. maddesi uyarınca verilen beraat kararlarının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ve örgüt suçu dışında dinleme kararına konu olan suçların 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesinde sayılan ve iletişimin tespitine karar verilebilecek katalog suçlardan olmadıkları hususları göz önüne alındığında, anılan delillerin rüşvet alma, rüşvet verme ve görevi kötüye kullanma suçları yönünden kullanılamayacağı, elde edildikleri tarihte yürürlükte bulunan kanunlara uygun olarak tespit edilmeyen kanıtların hukuka uygun delil olduklarından söz edilemeyeceği göz önünde bulundurulmak suretiyle somut olaydaki savunmalar ve tanık beyanlarının delil değerinin ortaya konulması ve ispat sorununun bu şekilde çözümlenmesi gerektiği nazara alındığında, iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden toplanan bilgi ve belgeler ile beyanlar da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek, hukuka aykırı bu deliller dışlandıktan sonra dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; rüşvet verme ve bu suça aracılık etme ile rüşvet alma isnatlarına ilişkin olarak; taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmaması karşısında, kamu görevlisi olan sanıklara yüklenen rüşvet alma suçunun suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklara yüklenen rüşvet verme ve bu suça aracılık eylemlerinin ise TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme, kamu görevlisi olan sanıklar … ve …’ya isnat olunan görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin eylemlerin ise 5237 sayılı TCK’nın 257/1. maddesi kapsamındaki görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturabileceği, bu suçların kanunda öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … açısından suç tarihi olan 24/02/2009 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 14/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.