YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18032
KARAR NO : 2013/182
KARAR TARİHİ : 14.01.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Nüfus Cüzdanında Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’un, şikayetçi …’ün kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle, Nüfus Müdürlüğü’ne düzenlettirdiği sahte nüfus cüzdanıyla Telekom’a başvurarak abonelik talebinde bulunduğu ve telefonun bağlanacağı adres kısmına daha öncesinden sanık … kararlaştırdıkları şekilde, …’in işletmiş olduğu işyerine ait adresi gösterdiği, sanıkların, bağlama işini yapan Telekom görevlilerine bağlantının yapılacağı adresin anılan işyeri olduğunu belirttikleri, bağlanan telefonun kayıt dökümlerinin incelenmesinde, sanıklara ve yakınlarına ait GSM operatörlerinin çok kez arandığı ve yoğun şekilde görüşme yapıldığının tespit edildiği, sanıkların bu kayıtlara açıklama getiremeyip, görüşmeleri kabul etmedikleri, böylelikle 2005 yılı Nisan, Mayıs, Haziran aylarına ilişkin toplamda 9.527,62 TL’lik faturaları ödemeyerek haksız yarar elde ettikleri anlaşıldığından, eylemlerinin iştirak halinde Nüfus Müdürlüğü’nün maddi varlıklarından olan nüfus cüzdanın kullanılmış olması da gözetilerek, TCK.nın 158/1-d, 43 maddelerinde yer alan kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nüfus cüzdanında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihi olan 18.04.2005’ten temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 14.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.