Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/8644 E. 2021/6760 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8644
KARAR NO : 2021/6760
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’na muhalefet ve tefecilik yapmak suçlarından sanık …’ın, anılan Kanun’un 36/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241, 62 (iki kez) ve 52/2. (iki kez) maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2020 tarihli ve 2018/736 Esas, 2020/385 sayılı Kararının;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22/01/2019 tarihli ve 2017/15583 Esas, 2019/756 Karar sayılı ilamında yer alan, “…Sanığın, Pos cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması veya kredi kartları borcunun ödenmesi amacıyla kullanmaktan ibaret eylemlerinin, hem TCK’nin 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, her iki suç için öngörülen cezaların aynı olması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 44. maddesi ve özel norm ilkesi önceliği gereğince sanık hakkında 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden…” şeklindeki açıklama karşısında, somut olayda, her ne kadar anılan mahkemesince 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’na muhalefet ve tefecilik yapmak suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın yargılamaya konu eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesi ve özel norm ilkesi önceliği gereğince tefecilik suçundan hüküm kurulamayacağı, sanık hakkında 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 17/03/2021 gün ve 94660652-105-34-20663-2020-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte gönderilmekle gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı,
diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, yine 05/07/2018 tarihli ve 2018-A-7289/7 sayılı vergi tekniği raporuna göre sanığın iş yerinde 2015-2016 yıllarında pos cihazı kullanılan bankaların 5464 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun zarar göreni oldukları anlaşılmakla, bu sıfatlarının gereği olarak CMK’nin 234/1-b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip oldukları davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmeleri için ilgili bankaların ve komisyon ödeme karşılığında nakit para alan kişilerin duruşmadan haberdar edilmeleri gerektiği, diğer yandan aynı Kanun’un 260/1. maddesine göre de kamu davasından haberdar edilmemiş bulunup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek hükmün bildirilmesinin gerektiği, ancak dosyada ilgili bankaların ve suç duyurusu raporunda isimlerine yer verilen kişilerin duruşmadan haberdar edildiklerine ilişkin bilgi ve belgelere rastlanmadığının anlaşılması karşısında; ilk derece mahkemesinin bu eksikliği gidermesinden sonra kanun yoluna müracaat hakkı olanların başvurmaları durumunda mercince inceleme yapılabileceği dikkate alındığında verilen hükümlerin henüz kesinleşmemiş olduğu ve bu aşamada kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 16/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.