Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9635 E. 2022/218 K. 12.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9635
KARAR NO : 2022/218
KARAR TARİHİ : 12.01.2022

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında … Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına 3402 Sayılı Yasaya 6099 Sayılı yasa ile eklenen 36/A maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olup, bu kez davalılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İlçesi … Köyü İlvit mevkiinde kain 170 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan tespite itiraz davası sonunda … (Kale) Kadastro Mahkemesinin 04.03.2005 tarih ve 2004/7-5 Esas, Karar sayılı kararı ile davanın reddine, taşınmazın tespit gibi dere vasfıyla Hazine adına tesciline, tapunun beyanlar hanesine, “… oğlu İbrahim Yavaşer’in kullanımındadır, 1. derecede doğal sit alanındadır.” şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.01.2006 tarih ve 2005/14068-319 Esas, Karar sayılı ilamıyla hüküm fıkrasının 17. maddesinin (b) ve (c) bentlerinin kaldırılarak yerine “… Köyü 170 ada 2 parselin orman niteliğinde Hazine adına tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, bilahare 2010 yılında 3402 sayılı Kanun’a 5831 sayılı Kanun’la eklenen Ek 4. Maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmasında 170 ada 4 ve 5 parsel olarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit görmüş ve davalılar … ve … adına kullanıcı tespiti yapılmıştır.
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde, … İlçesi … Köyü İlvit mevkiinde kain 170 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tesciline esas hükmün, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince düzeltilerek onanmasına ve taşınmaz vasfının “orman” olarak düzeltilmesine rağmen, taşınmazın tapuda tarla vasfında göründüğünü, Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş hükmünün Yargıtay onama kararı uyarınca infazı için bu davayı açmak zorunda kaldıklarını açıklayarak, çekişmeli 170 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların 170 ada 2 parsel numarası altında birleştirilerek orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli 170 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların 170 ada 2 parsel numarası adı altında birleştirilerek orman vasfıyla tapuya tesciline, yargılama giderinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün yargılama giderine yönelik 5 ve 6. bentlerinin kaldırılmasına, bu bentler hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş ve iş bu karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek yeniden hüküm kurulması gereken hallerde, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve hükmün tamamen yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken, diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde, İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesi söz konusu olabileceği gibi, HMK’ nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüde de sebebiyet verilebilecektir.
Bu itibarla; yukarıda açıklandığı şekilde, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı hukuka uygun olmakla birlikte yargılama giderine yönelik hatalı hüküm kurulduğunun kabul edildiği durumda dahi, öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi ve ardından tüm talepler bakımından yeniden hüküm kurulması gerekirken; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün, diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma nedenine göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.