Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/17176 E. 2013/15147 K. 09.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17176
KARAR NO : 2013/15147
KARAR TARİHİ : 09.09.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.05.2012 tarih ve 2011/130-2012/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı işçiler tarafından açılan işe iade davaları sonucunda mahkemece işçilerin müvekkili şirketteki işlerine iadelerine karar verildiğini, ilamda yer alan fer’ilerin tahsili amacı ile işçiler tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takiplerine istinaden 22.04.2010 tarihinde 8.623,52 TL ödediklerini, ayrıca işçilerin işe başlatılmamaları üzerine kendilerine 4 aylık boşta geçen süre ücretleri ile 4 ay işe başlatmama tazminatları toplamı olarak 07.05.2010 tarihinde 38.628,16 TL ödeme yapıldığını, sigorta primlerinin de 21.04.2010 tarihinde 6.728,27 TL olarak ödendiğini ileri sürerek, anılan ödemelerin yapıldıkları tarihlerden itibaren Merkez Bankası’nın kısa vadeli mevduata uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığından işin başından beri işçilerin davacı şirket işçisi olduklarının kabul edildiğini, bu nedenle davacının yaptığı ödemeleri müvekkili şirketten isteyemeyeceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hükümlerinin bu davada uygulanamayacağını, süresi içinde işe iade talebinde bulunan işçileri işe başlatmamasının tamamen davacının kusuru olduğunu, mahkeme hükmü gereğince işçilerin davalı şirketteki işlerine değil davacı şirketteki işlerine iadesine hükmedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafça rücu istenen alacağın, işçinin işin ifası nedeniyle doğmuş bulunan alacakları değil, işçilerin iş akitlerinin Botaş tarafından İş Kanunu’na aykırı şekilde feshedilmiş olması ve Botaş A.Ş’deki işe iadelerinin sağlanmaması nedeniyle doğmuş olan alacakları olup, iş mahkemesince davalının işveren sıfatının bulunmadığı belirtilerek, sadece Botaş işveren kabul edilerek ve işe iade yükümlülüğü Botaş’a yüklenerek hüküm tesis edildiği, bu kararın gereğini ifa edecek olan muhatabın Botaş olması sebebiyle, işe iade taleplerini reddederek, işe başlatmayan davacı Botaş’ın bu nedenle ortaya çıkan ve işçilere ödemek zorunda kaldığı alacakları davalıya rücu etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çalıştırılan işçilere asıl işveren sıfatıyla ödenen işe başlatmama tazminatları, sigorta primleri ile icra takibi sonucu ödenen yargılama giderleri ve vekalet ücreti alacağının sözleşme uyarınca alt işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu alacağın, işçinin işin ifası nedeniyle doğmuş bulunan alacakları değil, işçilerin iş akitlerinin BOTAŞ tarafından İş Kanunu hükümlerine aykırı olarak feshedilmesi ve davacı şirketteki işlerine iadelerinin sağlanmaması nedeniyle doğmuş bir alacak olduğu, iş mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen kararda sadece BOTAŞ’ın işveren kabul edildiği ve işe iade yükümlülüğünün BOTAŞ’a yüklendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dışı işçilerle hizmet sözleşmesini yapan taraf davalı Cerit Güvenlik ve Sosyal Hizmetleri Ltd. Şti. olup, davalının aynı zamanda işçilerin iş akitlerinin feshini de gerçekleştiren taraf olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ayrıca, dava dışı işçilerin iş bu davanın tarafları aleyhine Kartal 3. İş Mahkemesi’nde açtıkları işe iade davalarında da “davalı işveren Cerit Güvenlik ve Sosyal Hizmetleri tarafından yapılan feshin geçersizliğine ve davacının BOTAŞ A.Ş’ye işe iadesine…” şeklinde taraflar aleyhine hüküm kurulmuştur. Öte yandan davacı ve davalı arasında imzalanan Hizmet Alımları Sözleşmesinin 37. maddesi b ve c bentlerine göre, iş süresi ve sonunda işçinin talep edeceği her türlü hak, tazminat ve alacaklara ilişkin tüm sorumluluğun yüklenici davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı ve davalı arasında akdedilen Hizmet Alımları Tip Sözleşmesinin işçilik alacaklarına ilişkin rücu hükümleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.