YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16980
KARAR NO : 2013/15148
KARAR TARİHİ : 09.09.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk (Kadıköy 3. Sulh Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2009/1538-2012/405 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı …Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı sigortalı …’nın müvekkili şirket nezdinde sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalının 30.08.2006 tarihinde davalılardan Riva İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin işleteni, davalı …’nın sürücüsü olduğu ve davalı … A.Ş. nezdinde ZMMS Sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile, davalılardan …’ın işleteni, davalı …’ın sürücüsü ve Allianz Sigorta A.Ş. nezdinde ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan araçların karıştığı trafik kazası sonucu yaralandığını, dava dışı sigortalının tedavi masraflarının müvekkili şirket tarafından ödendiğini ileri sürerek, ödenen 4.534,16 TL tedavi giderlerinin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, TTK’nun 1338. maddesi gereğince can ve hayat sigortalarından kaynaklanan giderlerin rücu edilemeyeceğini, aynı konuda derdest bir dava bulunduğunu savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … şirketleri vekilleri, aynı kaza nedeniyle Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde yürütülen davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmişlerdir.
Davalılar Riva İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve …, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıların tamamının sürücü, işleten, sigortalayan sıfatı ile meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, davacının ödemiş olduğu, 4.534,16 TL tedavi giderini ödeme tarihi olan 09.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan talep edebileceği, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından avans faizi talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın faizin cinsi dışında kabulü ile, 4.534,16 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı …Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK 1301. maddesine göre açılan sigorta rücu davası olup, davacı … dava dışı …’nın sağlık sigortası nedeniyle tedavi giderlerini ödedikten sonra sigortalının yaralanmasına sebebiyet veren davalılardan bu bedelin rücuen tahsilini talep etmektedir.
Dava devam ederken yürürlüğe giren 25.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Yasa’nın 59.maddesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesini başlığı ile birlikte değiştirmiş ve trafik kazasına bağlı olarak gerçekleşen tüm sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince belirlenen primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarından belirli bir oranın Sosyal Güvenlik Kurumu’na aktarılacağını, yine aynı Yasa’nın geçici 1. maddesi ile de bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını düzenlemiştir. İlke olarak, herhangi bir yasa veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, yasaları geçmişe etkili sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Bunlardan ayrı devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, derhal yürürlüğe girme niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuç doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların korunmasının ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi hükmünde yer alan Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir ilkesinin sonucudur.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta da, davalı …Ş. zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup yargılama sırasında ve temyiz dilekçesinde 6111 Sayılı Yasa uyarınca savunma yapmış olmakla, mahkemece, davalı … şirketinin hukuki durumunun ve 6111 sayılı kanunun 59 ve geçici 1’nci maddelerinin somut olaya uygulama olanağının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı …Ş’ye iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.