Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14410 E. 2013/19932 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14410
KARAR NO : 2013/19932
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.07.2013 tarih ve 2013/160-2013/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketin 13.05.2013 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında TTK’nın 428 vd. maddelerine aykırı hareket edildiğini, yetkisiz temsilcilerin katılımıyla toplantı yapıldığını, temsilen toplantıya katılanların yönetmelikte belirtilen şekilde vekaletname ibraz etmediklerini, gündemin 5. maddesinin hazır bulunanların oy birliği olmadığı halde iki kez görüşüldüğünü, sermaye ödemesinin öne alınmasına ilişkin kararın müvekkilinin şirketle olan bekasını ve ekonomik durumunu geri dönülemez şekilde etkileyeceğini ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların tümüyle butlanla malul olduklarına, bu talebin kabul görmemesi halinde kararların tümüyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını, müvekkilinin borçları nedeniyle kaynak ihtiyacı bulunduğunu savunarak, talebin reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı gerekçe gösterilerek, tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati tedbir isteyen vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 Sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre mahkeme kararları, en azından iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasa’nın 141’inci maddesinin 3’üncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da 1086 Sayılı HUMK 428’inci maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK’nın 297’inci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, denetime elverişli değildir. O halde, gerekçesiz şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.