YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12145
KARAR NO : 2022/204
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki 3.kişiler ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı üçüncü kişiler, faaliyet gösterdikleri adreste menkullerinin haczedildiğini, borçluyla organik bağları olmadığını, faaliyet alanlarının farklı olduğunu açıklayarak davanın kabulünü istemişlerdir.
Davalı alacaklı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketler arasında organik bağ bulunmadığı, adreslerinin farklı olduğu, haciz adresinde borçluya yapılmış tebligat olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile hacizlerinin kaldırılmasına, davacılar lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı alacaklı istinaf yoluna başvurmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesince, ” her ne kadar davacı haciz tarihini 18/06/2015 olarak belirtmiş ise de, haczin 17/06/2015 tarihinde saat 18:00’de başladığı ve ertesi günün ilk saatlerine kadar devam ettiği, haczin ertesi güne sarkması nedeniyle haciz yapılan adresin doğru gösterilmesi de göz önüne alındığında dava dilekçesindeki 18/06/2015 tarihinin maddi hataya müstenit olduğu, borçlu şirkete ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmediği, haciz adresinin borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresi de olmadığı, bu haliyle haczin davacı 3.kişilerin elinde yapıldığının kabulü gerektiği ancak alacaklının kötü niyetli olduğu davacılar tarafından ispatlanamadığından, mahkemece davacıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu ” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulü ile 17/06/2015 tarihinde haczedilen mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına, davacıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karar davalı alacaklı ile tazminat açısından davacı üçüncü kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişilerin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki,6100 sayılı HMK’nin 359/2. maddesinde; ” (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir’’ düzenlenmesine yer verilmiştir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde haciz tarihini 18/06/2015 olarak belirtmiş ise de, dilekçenin içeriğinde haciz yapılan adresin … … Mh. … cd. No:8 …2 sitesi 2 nolu blok K:5 …/…. adresi olduğu, haczin saat 18:00 den gece yarısı 01:30 kadar sürdüğü belirtilmiş olup takip dosyasına göre 18/06/2015 tarihli haciz tutanağındaki adresin farklı olduğu,anılan haczin saat itibari ile de uyumsuz olduğu, ayrıca davacılar vekilinin 2.2.2018 tarihli beyan dilekçesi ile haczedilen menkuller belirtilmiş olup belirtilen menkullerinde 17.6.2015 tarihli haciz tutanağı ile uyumlu olduğu anlaşıldığından dava dilekçesindeki 18/06/2015 tarihinin maddi hataya müstenit olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu haciz tarihinin 17/06/2015 olarak belirlenmesinin doğru olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, davacılar vekili 2.2.2018 tarihli dilekçesinde, haciz mahallinde haczedilen toplam 55 çeşit menkulle ilgili istihkak iddiasında bulunulduğu,haczedilen menkullerin toplam değerinin 105.650,00 TL olduğu, işbu haczedilen menkullerin 72.156,30 TL’si üçüncü kişi şirketlere ait olduğundan belirtilen tutarla ilgili istihkak talebiyle dava açıldığı belirtilmiş olup, dava dilekçesinde de dava değerinin 72.156,30 TL gösterdiği anlaşılmıştır. Ne var ki, Mahkemece davacı üçüncü kişilerin hangi mahcuzlarla ilgili istihkak iddiasında bulunduğu, hangi üçüncü kişinin hangi mahcuzlar için istihkak iddiasında bulunduğu, hangi menkullerin dava konusu edildiği hususu netleştirilmeden 17.6.2015 tarihinde haczedilen tüm mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi hatalı olup, hükmün infazında tereddüt oluşacak şekilde hüküm kurulduğunun kabulü gerektirmiştir.
Bu nedenle; Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nin “Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi” başlıklı 31. maddesi uyarınca davacı vekilinin 2.2.2018 tarihli dilekçelerinde yer alan beyanları dikkate alınarak davacı üçüncü kişilerin hangi mahcuzlarla ilgili istihkak iddiasında bulunduğu, hangi üçüncü kişinin hangi mahcuzlar için istihkak iddiasında bulunduğu hususlarının açıklattırılması, davaya konu mahcuzlar ile ilgili durumun netliğe kavuşturulması, ondan sonra dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :
Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin 25.2.2020 tarih ve 2019/815 Esas, 2020/358 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre 3.kişilerin esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.1.2022 gününde oy birliği ile karar verildi.