YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4622
KARAR NO : 2021/8596
KARAR TARİHİ : 27.04.2021
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait yurtdışı şantiyelerinde 17.10.1997 – 07.03.2011 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığını, aylık net ücretinin net 1.200 USD olduğunu, 3 öğün yemek ile barınmanın işverence sağlandığını, haftada yedi gün çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, ancak ücretlerinin ödenmediğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının saat ücretinin 2,31 USD olduğunu, fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini, davacıya her çalışma dönemi için hak kazandığı alacakların ayrı ayrı ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24.09.2019 tarihli ilamı ile, “Mahkemece, davacının davalıya ait işyerinde üç ayrı dönemde çalıştığı, son dönem çalışmasının istifa ile sona erdiği gerekçesi ile bu döneme ilişkin kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talebi reddedilmiştir. Dosya kapsamında 06.04.2011 tarihli matbu dilekçe bulunmakta olup, anılan dilekçede “24.03.2010 tarihinden bu yana çalışmakta olduğum işyerinden 08.04.2011 tarihinde ayrılıyorum” şeklindeki beyan bulunmaktadır. Ancak, söz konusu belgede davacının isminin altında imza yer almamaktadır. Belgedeki diğer imzaların ise davacının imzası olup olmadığı tespit edilememektedir. Hal böyle olunca, imza konusunda yeterli araştırma yapılmadan, istifa dilekçesi nazara alınarak karar verilmesi isabetli olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacı asil çağrılarak 06.04.2011 tarihli belgede imzası bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının son dönem yönünden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığını belirlemektir.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin brüt ücretinin hangi esaslara göre belirleneceği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle hesaplamalarda dikkate alınan net ücretin miktarında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bilinen net ücretinden bilinmeyen brüt ücreti hesaplanırken eklenecek kesintilerin ne olduğu konusunda anlaşmazlık bulunmaktadır. Bu noktada özellikle davacı işçinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen topluluk sigortasından yararlanıp yararlanmadığı ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 6. madde ve 5/g maddesi hükümleri de dikkate alınarak isteğe bağlı sigortalılık durumunun bulunup bulunmadığı brüt ücretin hesabında belirleyicidir. Somut olayda davacının net 1200 USD ücreti brüte çevrilirken topluluk sigortası ve damga vergisi ile gelir vergisi eklenmiştir. Ancak dosya kapsamından davacının topluluk sigortasına tabi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Davacının topluluk sigortası veya isteğe bağlı sigorta kapsamında olmasına göre ödenecek prim miktarları farklılık gösterdiğinden, mahkemece davacının sigortalılık durumu netleştirilmeden brüt ücretin belirlenmesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenle öncelikle davacının sigortalılık durumu açıklığa kavuşturulmalı, buna göre de davacının ücretinden kesilmesi gereken primler tespit edildikten sonra brüt ücreti belirlenmelidir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının ücretinin brüt tutarının nasıl tespit edilmesi gerektiği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece verilen ilk kararın temyiz incelemesinde “Davacı işçinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen topluluk sigortasından yararlanıp yararlanmadığı ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 6. madde ve 5/g maddesi hükümleri de dikkate alınarak isteğe bağlı sigortalılık durumunun bulunup bulunmadığı brüt ücretin hesabında belirleyicidir. Davacının topluluk sigortası veya isteğe bağlı sigorta kapsamında olmasına göre ödenecek prim miktarları farklılık gösterdiğinden, mahkemece davacının sigortalılık durumu netleştirilmeden brüt ücretin belirlenmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş olup bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde davacının topluluk sigortasından ve isteğe bağlı sigortalılıktan yararlanmadığı tespit edilmekle birlikte, davacının net ücreti brüte çevrilirken topluluk sigortası ve damga vergisi ile gelir vergisi eklenmiş, buna göre hüküm kurulmuştur. Yurt dışında çalışan işçinin, yurt içinde çalışan işçiler gibi brüt ücretinin belirlenmesi mümkün değildir. Davacının yurt dışında çalıştığı dosya kapsamından sabit olduğu ve isteğe bağlı sigortalılık ile topluluk sigortasından da faydalanmadığı anlaşılmaktadır. O halde bozma ilamının gereği olarak davacının ücreti brütleştirilirken yalnızca dosya kapsamından tespit edilen davacının net ücretine 5510 sayılı Kanunun 5-g maddesi gereğince % 5 genel sağlık primi eklenmek sureti ile sonuca gidilmelidir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.