Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/10175 E. 2021/12059 K. 13.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10175
KARAR NO : 2021/12059
KARAR TARİHİ : 13.09.2021

Kasten yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gördes Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ve 2018/375 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2018 tarihli 2019/298 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 08.04.2021 tarihli ve 2019/13642 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2021 tarihli ve 2021/50724 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02.05.2018 tarihli ve 2018/3693 Esas, 2018/8150 Karar sayılı ilamında yer alan “…sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğu gerekçesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, sanığın sabıka kaydının incelenmesinde her hangi bir adli sicil kaydı bulunmadığı, arşiv kaydındaki cezanın 25.03.1999 tarihinde infaz edilmiş olduğundan adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınmış olduğu cihetle, yargılama konusu olan yeni suç tarihinin 02.03.2016 olması karşısında suç tarihinden önce adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınmış olan ve tekerrüre esas alınma süresi de geçmiş olan kasıtlı suçtan mahkûmiyetin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olmayacağı,… yapılarak bir karar verilmesi yerine, “sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğu” şeklindeki dosya kapsamı ile uyumlu olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu… BOZULMASINA” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanığın adlî sicil kaydında bulunan adli para cezasına hükmedilen suçların işlendiği tarihte onsekiz yaşından küçük bulunduğu ve bu nedenle anılan kayıtların tekerrüre esas olmadığı, yine sanığın adli sicil kaydında görünen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilam bakımından da onsekiz yaşından küçük olan sanık hakkında uygulanan 3 yıllık denetim süresinin inceleme konusu suçun işlendiği tarih itibariyle geçmiş olduğu cihetle, adlî sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel kayıt bulunmayan sanık hakkında uygulanan 3 yıllık denetim süresinin inceleme konusu suçun işlendiği tarih itibariyle geçmiş olduğu cihetle, adlî sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel kayıt bulunmayan sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı yapılan itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İncelenen dosyada; Gördes Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2019 tarihli ve 2019/62 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararından önce sanık hakkındaki aynı Mahkemenin 10.01.2019 tarihli ve 2018/375 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararıyla sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, verilen karara katılan vekilince itiraz edilmesi üzerine mercii Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2018 tarihli 2019/298 değişik iş sayılı kararı ile “sanığın adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunduğu”ndan bahisle vaki itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılması üzerine Gördes Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2019 tarihli ve 2019/62 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mercii kararında belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olabilecek nitelikte iki kaydın bulunduğu görülmüştür. Bunlardan birinde sanığın Gördes Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2008 tarihli ve 2008/57 Esas, 2008/110 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 142/1, 31/2, 168/1, 62, 50/3, 50/1-a, 52. maddelerine göre 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, kararın 03.07.2008 tarihinde kesinleştiği; diğerinde ise sanığın Gördes Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2008 tarihli ve 2008/120 Esas, 2008/191 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 151/1, 31/2, 62, 50, 52. maddelerine göre 1.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, kararın 27.11.2008 tarihinde kesinleştiği, her iki kayda ait yerine getirme bilgilerinin adli sicil kaydında yer almadığı anlaşılmıştır.
Anılan kayıtların silinme koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebilmesi için ilgili ilamların infaz bilgilerinin araştırılması ve sonucuna göre inceleme konusu suç yönünden sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel sabıka kaydının bulunup bulunmamasına göre de itiraz konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu araştırma yapılmadan doğrudan itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2018 tarihli 2019/298 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.