YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7726
KARAR NO : 2013/11720
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme
…
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Zimmet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın eylemlerinin, kuruma ait banka ekstrelerinin müfettiş tarafından getirtilmesinden sonra yapılan inceleme üzerine ortaya çıkarılabilmesi karşısında, söz konusu ekstrelerin belirli aralıklarla bankadan getirtilip getirtilmediği araştırılıp, getirtilmediğinin belirlenmesi halinde eylemin; zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi nedeniyle TCK’nın 247/2. maddesinin uygulanması gerekeceğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Resmi belgede sahtecilik ve resmi belgeyi yok etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın Gerede Tapu Sicil Müdür Vekili olarak çalıştığı dönemde, kurumda tanzim edilen resmi senetler üzerinde ‘resmi senedi düzenleyen görevli memur’ başlığı altında bulunan bölümleri ilgili kişi yerine imzalayarak ve işlem için kuruma gelen kişilerin yatırmış oldukları harç ve döner sermaye bedellerine ilişkin tahakkuk fişi ve banka dekontlarını yok ederek atılı suçları işlediği kabul edilmiş ise de; belgede sahtecilik suçlarında kastın, zarar verme bilinç ve iradesi olduğu, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmalarına göre söz konusu imzaların, ilgili evrakın ciltlenmesi aşamasında imza
…/…
-2-
eksikliklerinin fark edilmesi üzerine atıldığı ve belgelerin içeriği itibariyle herhangi bir sahteciliğin bulunmadığı, Tapu Kanunu’nun 26/5. ve Tapu Sicil Tüzüğü’nün 16. maddelerine göre; resmi senedin ilgili görevli ve müdür tarafından imzalanması zorunlu ise de, müdür tarafından imzalanan resmi belgenin memur tarafından imzalanmamasının, belgenin hukuki geçerliliğini etkileyen bir husus olmadığı değerlendirilmeden ve sanığın eylemlerinin faydasız sahtecilik kapsamında kalıp kalmadığı, bu eylemler sonucu herhangi bir kişi mağduriyeti, kamu zararı ya da haksız menfaatin söz konusu olup olmadığı ve tahrifat yapıldığı kabul edilen emlak vergisi değerlerine ilişkin belgedeki sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin ne şekilde oluştuğu denetime olanak verecek şekilde tartışılmadan; ayrıca tahakkuk fişlerinin ise ilgili kişilerin yatırması gereken harç ve döner sermaye bedelini göstermeye yarayan ve tek başlarına hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmayan belgelerden olması nedeniyle resmi belgenin yok edilmesi suçunu oluşturmayacağı, banka dekontlarının da resmi belge niteliğinde olmadığı nazara alınmadan ve söz konusu dekontların her işlem sonucu dosyasında saklanmasının zorunlu olup olmadığı ilgili kurumdan sorularak sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 204 ve 205. maddelerinde düzenlenen suçlar ile korunan hukuki değer üzerinde durulmadan ayrıca bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmedikleri, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği tartışılmadan ve suç kastının nasıl yenilendiği, eylemlerin neden bağımsız suç kabul edildiği denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle karar yerinde gösterilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçları işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri gereğince BOZULMASINA, 03/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.