YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23633
KARAR NO : 2021/13552
KARAR TARİHİ : 22.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1)Sanık hakkında, iddianamedeki nitelendirmeye göre yağma suçundan dava açılmış olduğu halde, iddianamede gösterilen niteliğinden beraat, duruşmada belirlenen mala zarar verme suçundan ise hükümlülüğe karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.04.2014 tarih, 2013/13-136 Esas ve 2014/193 Karar numaralı ”…Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nun 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. CMK’nun 226. maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuksal niteliğinde değişiklik olmasını “Yargılamanın sınırlılığı” ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hallerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkan sağlamıştır. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak mahkeme, eylemin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. İddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir fail ve fiilin yargılanması söz konusu olduğunda ise, suç duyurusunda bulunulması ve iddianame ile dava açılması halinde gerekli görülürse her iki iddianame ile açılan davaların birleştirilmesi yoluna gidilebilecektir…” şeklindeki kararı göz önüne alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 149/1-a-c maddesi gereğince yağma suçundan cezalandırılması için kamu davası
açıldığı, ancak mala zarar verme suçundan mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında; tanzim olunan iddianamede mala zarar verme suçundan açılmış bir dava olmamasına ve iddianamede bu suça ilişkin bir anlatım bulunmamasına rağmen sanık hakkında TCK’nın 151.maddesi uyarınca hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesine aykırı davranılması,
2)Sanık … ile temyiz dışı sanık …’in savunmaları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde; sanığın eyleminin bir bütün olarak TCK’nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğu ve iddianame içeriğinde bu suçun anlatıldığı anlaşılmakla; sanık hakkında şikayet ve uzlaşmaya tabi olan TCK’nın 117/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde TCK’nın 151.maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kabule göre;
Sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 168/1. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerine tâbi olduğu, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 3. fıkrasında “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez” şeklinde düzenlenen “…Etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar…” kısmının madde metninden çıkarılarak, etkin pişmanlık hükümlerine tâbi suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı ve böylece sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamına alındığı bu kapsamda 5918 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 253/3. maddesine eklenen “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz” cümlesi gereği uzlaşma hükümleri uygulanamayan hakaret suçlarının da uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla mala zarar verme ve hakaret suçlarından uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 22/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.