Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/9889 E. 2017/11553 K. 26.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9889
KARAR NO : 2017/11553
KARAR TARİHİ : 26.09.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davaya konu 92 parselin 2/3 hissesinin 17.2.1993 tarihli mahkeme kararı ile vekil edeni adına tescil edildiğini, 1/3 hissesinin ise kadastro çalışmaları sırasında, kim olduğu bilinmeyen Burhan isimli bir kişi adına yazıldığını, taşınmazın, kadastro sırasında uygulanan tapu kaydından geriye doğru 80 yıldır vekil edeni ve babası tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazın vekil edeninin babasından kaldığını açıklayarak, davalı adına kayıtlı 1/3 hissenin iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama sırasında, kayıt maliki Burhan’ın mirasçısı olduğunu beyan eden …, müdahale dilekçesi vererek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesine göre, kadastro öncesi nedenlere dayalı talepler açısından 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ayrıca davaya konu taşınmazın tapu kaydının 16.1.2015 tarihde Burhan Karpuz mirasçıları adına intikal gördüğü” gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi sebebe dayalı kadastro tespitine itiraz ve TMK’nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
1-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında elbirliğiyle mülkiyet hükümleri geçerli olup ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Bu nedenle, miras yoluyla gelen hakka dayanılarak genel mahkemelerde açılacak davalarda, tüm mirasçıların birlikte dava açmaları veya diğer mirasçıların muvafakatlarını almaları ya da miras şirketine temsilci tayin ettirmeleri gereklidir.
Davacı taraf, dava konusu taşınmazın babasından kalma olduğunu beyanla tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, ancak, davacı …’nin yakın murisinin (babasının) diğer mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmadan, taraf teşkili (aktif dava ehliyeti yönünden) tamamlanmaksızın karar verilmiştir. Mahkeme kararı bu yönüyle doğru görülmemiştir.
2-Bilindiği üzere, tapu iptali davalarında, davanın, kayıt malikine, kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına yöneltilmesi gereklidir. Ayrıca, kural olarak TMK.nun 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, kayıt malikine kayyım tayin edilerek bu tür davaların yürütülmesi mümkün değildir. Kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK.nun 501.maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gereklidir.
Somut olayda; yargılama sırasında, kayıt maliki Burhan’ın mirasçısı olduğunu beyan eden …, müdahale dilekçesi vererek davanın reddini savunmuş, dosyaya, kayıt malikine ait olduğunu beyan ettiği veraset ilamı sunmuş ve dosya arasında bulunan 26.2.2015 tarihli tapu kayıt örneğine göre, dava konusu parsel, Burhan Karpuz mirasçılarına intikal ettirilmiştir. Kayıt malikinin mirasçıları davaya dahil edilmeden davada karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca Mahkemece yapılması gereken iş, davacı ve davalı yön açısından taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra, toplanmış ve toplanacak delillere göre hüküm kurulması gerekirken, bu yönler göz ardı edilerek karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davacı vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.9.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.