Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/10460 E. 2021/5853 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10460
KARAR NO : 2021/5853
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davalılardan … hakkında açılan davanın kabulüne, davalılardan … hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hüküm, davalılar vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından katılma yolu ile duruşmasız olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 01/06/2021 tarihinde davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; 17/11/2009 tarihinde davalı … ile kira sözleşmesi imzaladığını, kiraya veren tarafından iş yeri ruhsatı alınması amacıyla iş yerinde tadilat yapılacağının belirtildiğini, bu hususta kiraya verenin eşi olan diğer davalı … ile de 16/05/2013 tarihli protokol imzalandığını, …’in bu protokolü aynı zamanda … vekili olarak imzaladığını, protokolde tadilatlar sonrası iş yerinin yeniden kendisine kiraya verileceğinin taahhüt edildiğini, aksi halde 130.000,00 TL’nin ödeneceğinin kabul edildiğini ancak protokol şartlarına uyulmadığını, taşınmazın başkasına kiralandığını ileri sürerek protokolden kaynaklanan 130.000,00TL’nın yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …; kira sözleşmesinin tarafınca akdedildiğini fakat 16/05/2013 tarihli protokolde imzasının bulunmadığını, diğer davalı …’e temsil yetkisi vermediğini, kendisinin sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Davalı … ise; 16/05/2013 tarihli belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalılardan …’e yönelik davanın reddine, davalı …’e yönelik davanın ise kısmen kabulü ile 48.000,00 TL alacağın davalı …’ten tahsiline dair verilen karar, Dairemizin 27.03.2019 tarih, 2017/4837 E.-2019/2669 K. sayılı ilamı ile; davalı …’in temyiz isteminin süre yönünden reddine, davacının temyiz istemi yönünden ise; 16/05/2013 tarihli protokol hükümleri değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bozma nedenine göre de davalı … yönünden sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davalı … hakkında verilen önceki karar Yargıtayca açıkça bozma konusu edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına, davalı …’e yönelik davanın kabulü ile 130.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı …’ten alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiş; söz konusu karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Gerek yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’da gerekse yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’da “usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle de, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bozma nedenidir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda; davacı davalılar aleyhinde tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkemece daha önce verilen karar ile, davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalılardan …’in ayrı ayrı temyiz itirazları üzerine de, Dairemiz bozma ilamı ile; hüküm davacı temyizi yönünden, davacının …’e ilişkin temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı yararına bozulmuştur. Bu durumda davacının, davalılardan …’e yönelik açtığı davada verilen davanın reddine dair kararın kesinleşmiş olduğundan bahsedilemez. O halde bozma ilamı sonrasında mahkemece verilecek kararda kararın bütünlüğü ve infaz kabiliyeti yönünden eski hükmün aynen tekrarlanması ve bozma gereklerinin de yerine getirilmesi suretiyle infazı kabil olacak şekilde davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Bozma nedenine göre davalıların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’ un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenle davalıların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 4,90 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara verilmesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.