Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13238 E. 2013/11165 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13238
KARAR NO : 2013/11165
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurumunun Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’ın kendi adına ruhsat kaydı bulunan … plaka sayılı aracını ücret karşılığında kiralanmak üzere katılan … …’nın işlettiği … isimli oto kiralama işyerine bıraktığı, sanığın da sahte olarak düzenlenen üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu … isimli kişi adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz ederek ve kendisini … olarak tanıtarak katılan … ile 24/02/2011 tarihinde oto kiralama sözleşmesi düzenlediği, aracı üç günlüğüne kiralayan sanığın daha sonra telefonla katılanı arayarak kira süresinin bir ay olmasını istediği, bu süre içinde sanığın, aracı … Oto isimli oto alım ve satım işyerine götürerek, burda da kendisini … olarak tanıtmak suretiyle aracı satmak istediğini belirttiği, bu işyeri yetkilisinin de katılanlar … ve …’ı arayarak, istedikleri gibi bir arabanın elinde olduğunu, gelip bakmalarını istediği, katılanlar … ve …’in, bu işyerine gelip araca bakıp beğendikleri, katılan …’in, sanığı daha önce tanıyor olması nedeniyle, işyeri yetkilisinin “…” diye hitap etmesine şaşırdığı ve şüphelenmesi nedeniyle aracı ancak ruhsat sahibinden satın alabileceğini belirttiği, bunun üzerine sanığın bir kadınla katılanı, ruhsat sahibi imiş gibi görüştürdüğü, kimlik bilgileri bilinmeyen bu bayanın, katılan … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ve ruhsatı
katılana gösterdiği ve 21/02/2012 tarihinde araç satışı için … … isimli kişiye vekaletname verildiği, bu kişinin de bu vekaletnameye dayanarak aracı aynı gün noterde katılanların yanında çalışan … isimli kişiye devrettiği, aracın bir türlü oto kiralama isimli işyerine gelmemesi nedeniyle katılan …’nin araştırma yaptığı, gerçek … isimli kişiyle sanığın farklı kişiler olduğunu tespit ettiği, aracın da … tarafından internetten satışa çıkarıldığını gördüğü, verilen telefon numarasından aracın izine ulaştığı, böylece sanığın, kamu kurumu olan Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan sahte sürücü belgesini kullanmak suretiyle katılanlar … ve …’ye karşı kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık, yine kimliği meçhul kişinin suçuna iştirak ederek ve Nüfus Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanını kullanıp noterden vekaletname hazırlatıp, yine noterden satış yapmak suretiyle haksız menfaat temin ederek katılanlar … ve …’e karşı kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu, sanığın sahte nüfus cüzdanı ile gerçeğe aykırı noter belgesi düzenlenmesine neden olarak da resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suçların sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, resmi belgede sahtecilik suçu açısından, aynı suç işleme kararıyla, kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal etmek suretiyle; katılan … adına sahte nüfus cüzdanı ve ruhsat oluşturduğu, bu sahte nüfus cüzdanını kullanarak 21/02/2012 tarihli sahte vekaletname düzenlediği, yine aynı tarihli olan fakat farklı bir belge olan sahte noter satışına da iştirak ettiği dikkate alınarak, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 5237 sayılı TCK’nın 43.maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 17/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.