Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/133 E. 2021/10526 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/133
KARAR NO : 2021/10526
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen dair verilen hükmün davacılar ve davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı … vekili, davalı SGK vekili ve fer’i müdahil … Koz. San. Ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, davalı …’ın sevk ve idaresindeki aracın müvekkili …’ye çarpması neticesinde yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilleri … için 2.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat, … için oğluna bakması sebebiyle işçi çalıştırması gerektiğinden 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ve … için 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, 12/10/2016 tarihinde müvekkili … bakımından talebini 58.397,55 TL olarak artırmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davalı … Otomobilcilik San. Ve Tic. A.Ş. bakımından pasif husumet yokluğundan reddine, 2.000,00 TL maddi tazminatın davalı …’dan tahsiline ve fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımına uğradığından reddine, 1.748,70 TL eczane ödemesi ve 1.092,93 TL yol-ulaşım ücretinin davalı …’dan tahsiline, 3.771,67 TL tedavi giderinin davalı SGK’dan tahsiline, davacı … bakımından maddi tazminat isteminin reddine, davacı … lehine 10.000,00 TL, davacılar … ve … lehine ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, kararın davacılar vekili ve davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi’nce, davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, maddi tazminat davasının davacı … bakımından kabulü ile 58.397,55 TL’nin davalı …’dan tahsiline karar verilmiştir. Karar davalı SGK vekili, davalı … ve fer’i müdahil … Koz. San. Ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı SGK vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen EK-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2019 yılı için 58.800,00 TL’dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 58.800,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir. Şu halde; davalı SGK aleyhine 3.771,67 TL hükmedilmiş olması dikkate alınarak davalı SGK vekilinin temyiz dilekçesi HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddedilmelidir.
2- Fer’i müdahil … Koz. San. Ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı HMK’nun 66-69. maddelerindeki düzenlemeye göre; üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’i müdahil olarak davada yer alabilir. Müdahale talebinin kabulü halinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir.
Davaya konu olayda; yargılama sonucunda, fer’i müdahil olan … Koz. San. Ve Tic. A.Ş. hakkında herhangi bir hüküm kurulmamıştır. Öte yandan, fer’i müdahil, taraf veya bir tarafın temsilcisi olmayıp sadece iltihak ettiği tarafla birlikte hareket etme yetkisine sahip olduğundan tek başına temyiz yoluna başvuramaz, ancak lehine katıldığı tarafla birlikte hükmü kanun yoluna götürebilir. Dosyanın incelenmesinde … Koz. San. Ve Tic. A.Ş. fer’i müdahil olarak davalara kabulüne karar verilmiş olduğu, davalı tarafla birlikte hareket ettiği ve davalılar tarafından kararın temyiz edilmediği anlaşılmakla, fer’i müdahil olan … Koz. San. Ve Tic. A.Ş.’nin kararı tek başına temyiz hakkı bulunmadığından temyiz inceleme isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
3-Davalı …’ın temyiz itirazlarına gelince;
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK’nun 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK’nun değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK’nun 60 ve 2918 sayılı KTK’nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK’nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği tarihtir. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Buna göre; davaya konu trafik kazasında sadece davacının yaralanması, olay tarihinin 27/05/2005, maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun davacıya 22/04/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olması, tedavinin tamamlanmış olması ve ıslahın 12/10/2016 tarihinde yapılmış olduğu dikkate alınarak uzamış ceza zamanaşımı olan 8 yılın ve Borçlar Kanunu’ndaki 10 yılın dolmuş olması sebebiyle maddi tazminatın ıslah edilen kısmı bakımından zamanaşımı dolduğundan reddi gerektiği hususu nazara alınmadan yazılı şekilde bölge adliye mahkemesince karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı SGK vekili ve fer’i müdahil … Koz. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … ve feri müdahil … Koz. San. ve Tic. A.Ş.’ye geri verilmesine 16/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.