Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/8300 E. 2021/16823 K. 29.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8300
KARAR NO : 2021/16823
KARAR TARİHİ : 29.12.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, davalılardan … yönünden reddine dair verilen karara karşı davacı, davalılardan …. ve fer-i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ….. ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin 2001 ile 17.04.2017 arasında davalılara ait işyerlerinde geçen çalışma sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … vekili, davacının 15.01.2015 tarihinde başlamak üzere 4 adet sezonluk belirli süreli iş sözleşmeleri imzalandığını, buna göre işin en son 15.12.2016 da bittiğini son sözleşmenin de 05.02.2016-01.11.2016 arasında olduğunu, müvekkili şirket ile diğer şirketin aynı kişi veya ortaklığa ait olmadığını, sadece müvekkili şirket ile diğer şirketin Almanya menşeli bir firma ile turizm konusunda sözleşme imzaladıklarını, davacının çalışma döneminde de sezonluk çalışmasının gerçekleştiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan …. vekili, davacının daha önce operasyon elemanı sıfatı ile sezonluk olarak çalıştığını ancak 07.11.2014 tarihinde istifa edere işten ayrıldığını, davacının ilk defa 03.04.2009 dan itibaren belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, şirketlerinin Almanya’daki tur operatörü ile ilişkisi sona erince davacının da işine ihtiyaç kalmadığını davacının bu sebeple başka bir işyerinde iş bulduğunu belirterek işten ayrıldığını, davacının 2002-2009 arası herhangi bir çalışması olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer-i müdahil Kurum vekili, davaların kamu düzenine ait olup çalışma olgusunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatı gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın Kısmen Kabulü ile;
Davacının kuruma bildirilen süreler dışında 65523.07 sicil sayılı davalılardan …. firmasına ait işyerinde 01.04.2003-31/10/2003, 01.04.2004-31.10.2004, 01.04.2005-31.10.2005, 01.04.2006-31.10.2006, 25.12.2006-09.02.2007, 01.04.2007-21.10.2007, 23.01.2007-15.01.2008, 01.04.2008 – 31.10.2008 tarihleri arasında hizmet akdini tabi olarak çalıştığının tespitine,
Davalılardan … ‘ne karşı açılan davanın reddine” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
“Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, …. İş Mahkemesi 2017/295 Esas 2019/337 karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekili, davalılardan …. vekili ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı OTS şirketi vekili, davacının… Turistik (… Tur Operatörü) çalışanı olduğunu, 2009 yılından önce müvekkili şirketle hiçbir iş ilişkisi olmadığını, davanın reddi gerektiğini beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Eldeki davada, Mahkemece, davalı … Turizm A.Ş. firmasına ait işyerinde geçen ve aralıkları belirtilen 01.04.2003-31.10.2008 tarihlerine ilişkin olarak davacının hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın tetkikinde, 31.10.2007 tarih ve 2974 sayılı Sigorta Yoklama Memurluğu Raporuna göre, işverenin … Touristik Destination Servis AG, işin niteliğinin turizm bürosu olduğu belirtilerek …’ye ait işyerine gidilerek denetim yapıldığı, yerel denetimde davacının … Touristik’in çalışanı olduğunu, ücretini bu firma tarafından banka aracılığıyla aldığını beyan ettiği, işyerinde fiilen çalışırken tespit edildiği, …A.Ş.’nin muhasebe yetkilisi ile yapılan görüşmede, davacının … çalışanı olduğunun belirtildiği, …’nin ofisteki masraflarını fatura ettiklerini ifade ederek faturaları ibraz ettiği, kendileriyle bir iş akdi olmadığını beyan ettiği ancak davacının … şirketine ait binanın giriş katındaki ofisi kullandıklarının tespit edildiği, davacı …’nin çalışanı olduğunu beyan etmişse de, işyerinde … adına vergi levhası, kira sözleşmesi veya şirketi temsil eden bir belgeye rastlanılmadığı, sigortalılarla yapılan sözleşmede işyeri adreslerinin yazılmadığı, yerel denetimde işçilerin çalışırken tespit edildikleri ofisin…A.Ş. binasında olduğu, bu nedenle davacının … A.Ş. çalışanı olarak kabul edilip tutanak tarihi itibariyle 65523 sicil numaralı … A.Ş.’den işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgelerinin istenilmesi gerektiği yönünde tespitler yapıldığı, davacı ile … arasında imzalanan 01.04.2003-31.10.2003, 01.04.2004-31.10.2004, 25.12.2006-09.02.2007, 01.04.2007-31.10.2007, 01.11.2007-15.01.2008, 01.04.2008-31.10.2008 dönemlerine ilişkin çevirileri yapılmayan Almanca metinli sözleşmeler düzenlendiği, Mastur A.Ş. ile 2009 yılına ait sözleşme düzenlendiği, davacının … şirketine ait personel kimlik kartında 01.04.2003-31.03.2017 tarihleri arasında çalıştığının görüldüğü, yine 2003 yılı ve sonrasına ait hesap pusulalarında işveren olarak …’nin yazılı olduğu görülmekle tüm hususlar karşısında, davacının işverenin kim olduğunun net olarak ortaya konulmadığı, … şirketi ile davalılar arasındaki ilişkinin somut olarak belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılan tüm açıklamalar çerçevesinde, Mahkemece, davacı ile … arasında imzalanan ve tercümesi yapılmayan sözleşmelerin tercümesi yapılarak, kabule konu dönemde gerçek işverenin kim olduğunun tespit edilerek gerçek işverenin davaya dahil edilmesi ile sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı … Turizm A.Ş. ve fer’i müdahil kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.