YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24596
KARAR NO : 2013/8507
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Alaşehir ilçesinde bulunan mağdur …’ı telefonla arayan sanığın, kendisini “…” olarak tanıtıp mağdura kendisiyle daha önce de görüştüğünü söyleyip ortak arkadaşlarının isimlerini verdikten sonra, …’da eğitim gören bir öğrencinin ekonomik durumunun kötü olduğunu, yardım edip edemeyeceğini sorduğu, mağdurun da kabul etmesi üzerine, sanığın banka hesabına 200 TL para yatırdığı, sanığın da bu parayı çektiği sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 60 tam gün olarak tayin edilmesi,
b)Sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının TCK’nın 52/2 maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den para cezasına çevrildiği halde, ayrıca hükmolunan 20 gün sonuç adli para cezasının paraya çevrilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “20 gün” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün” ibarelerinin eklenmesi, ayrıca hüküm fıkrasının (b) bendinde “2 gün adli para cezası ile tecziyesine” cümlesinden sonra gelecek şekilde, “2 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL’den paraya çevrilerek 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyye sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.