YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11584
KARAR NO : 2013/10532
KARAR TARİHİ : 05.06.2013
Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve kamu malına zarar verme suçlarından suça sürüklenen çocuk …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun TCK’nun 142/1-b, 116/2, 152/1-a maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07.01.2010 tarih ve 2009/529 E. 2010/5 K. sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2012 gün ve 2010-184108 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 20.03.2013 gün ve 2012/21775 Esas 2013/5141 sayılı kararıyla hükümlerin onanmasına, karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 20/03/2013 gün ve 2012/21775 Esas 2013/5141 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
5395 Sayılı Yasa’nın 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için suça sürüklenen ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması mahallinde düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya … ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek, failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla,pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır.Rızaya aykırı olarak girme veya … ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde Fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, Emlak bürosu, Mimar bürosu, v.b. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar.sinema,tiyatro,otel,bar, hastane,örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi, yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara … haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.
Somut olayda;suça sürüklenen çocuğun, işyerini havalandırmak için açık bırakılan restoran penceresinden gündüz sayılan bir zamanda öğretmen evine girdiği, ikinci kata çıkarak kapıların açık olup olmadığını kontrol ettiği, alt kata inerek etrafı kontrol ettikten sonra lokal kısmına geçerek yine etrafı kontrol ettiği daha sonra da kendisinin kayda aldığını fark ederek güvenlik kamerasını kırdığı, hareketlerinin güvenlik kamerasının kırıldığı ana denk kayda alındığı akabinde hiçbir şey almadan öğretmen evinden ayrıldığı anlaşıldığından eylemlerinin kamu malına zarar verme, hırsızlığa teşebbüs ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine, ancak;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 106/4 maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrilmeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerin ilgili kısımlarından “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ilişkin parağrafların çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.