Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17304 E. 2012/43808 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17304
KARAR NO : 2012/43808
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın mağdur avukatı telefon ile arayıp ağabeyinin boşanma işi nedeni ile kendisine vekalet vereceğini belirtip randevu talep ettiği, avukat ile görüşüp bürosundan ayrıldıktan sonra sanki ağabeyi arıyormuş gibi farklı isim ile arayıp hesabına 40.000 Euro gönderdiğini, vekalet çıkartacağını söyleyerek vergi numarasını istediği, daha sonra bu kez bankadan arıyormuş izlenimini vererek hesaba paranın geldiğini bildirip avukatın bürosuna gittiği, 40.000 Euro paranın havale yolu ile hesabına aktarıldığına ikna olan mağdurdan babasının hasta olduğunu acil olarak Malatya Özel Tıp Merkezine gideceğini söyleyip 3.000 Euro alarak ortadan kaybolduğu,böylelikle sanığın hileli söz ve davranışlarla mağdur’u yanıltarak haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, atılı dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.