Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/1119 E. 2012/6127 K. 13.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1119
KARAR NO : 2012/6127
KARAR TARİHİ : 13.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalının, 03/06/1996 tarihli harici gayrimenkul satış sözleşmesi ile, 1.250,00 m2.lik taşınmazını, kendisi ve dava dışı eşi …’ye 2.500,00 TL bedel mukabilinde sattığını, ne var ki taşınmazın tapuda devrinin yapılamadığını, bu durumda kendi hissesi nedeniyle … olduğu 1.250,00 TL’nin denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü karşılığının ödenmesi gerektiğini, ancak davalıya göndermiş olduğu ihtardan sonuç alamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 30.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 02/11/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını 47.951,72 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, dava konusu alım satıma ilişkin olarak davacının eşi …’ye, … ilçesi Kargı Köyü 304 ada 3 parselde kayıtlı 525 m2’lik başka bir taşınmazını devrettiğini, davacı ve dava dışı eşine herhangi bir borcu kalmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davalı tarafından davacıya taşınmaz devrinin gerçekleştiği, böylece edimin yerine getirildiği” belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, geçersiz satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı ve davacının eşi olan dava dışı … tarafından, davalıya ait 1.250 m2’lik taşınmazın, 2.500,00 TL bedelle 3.6.1996 tarihinde, davalıdan haricen satın alındığı uyuşmazlık konusu değildir. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri) Bu nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar sadece verdiklerini haksız iktisap kuralları 2012/1119-6127
gereğince geri isteyebilirler. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gereğince satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün de ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gerekli olup, davacı da harici sözleşme gereğince … olduğu satış bedelinin, denkleştirici adalet kuralı gereğince dava tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü karşılığının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, tapu devrini gerçekleştiremediği satış konusu taşınmaza karşılık, başka bir taşınmazını davacı ve eşine verdiğini, tapu kaydını da davacının eşi adına devrettiğini savunarak, davacıya karşı borçlu olmadığını savunmuştur. Her ne kadar davalı tarafından 304 parsel sayılı başka bir taşınmazın dava dışı …’ye devredildiği, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakta ise, davacı, söz konusu devrin, sadece dava dışı eşi tarafından satın alınan, taşınmazın 625 m2’lik kısmına ve yapılan ödemeye ilişkin olduğunu, kendi hissesini kapsamadığını, dolayısıyla davalının kendisine karşı borcunu ifa etmediğini savunmuştur. Gerçekten de 3.6.1996 tarihli sözleşmede dava dışı …, alıcılardan sadece biri olup, söz konusu 1.250,m2’lik taşınmazın davacı ve dava dışı … tarafından 2.500,00 TL karşılığında birlikte satın alındığı, her iki alıcının da sözleşmede ayrı ayrı imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalının, 3.6.1996 tarihli sözleşmede imzası bulunan alıcılardan biri olan davacıya karşı, geçersiz sözleşme nedeniyle ödenen bedelin iadesi konusundaki yükümlülüğünü yerine getirdiğini yasal delillerle kanıtlaması gereklidir. O halde davada ispat yükü davalı satıcıya ait olup, mahkemece davalının bu konudaki tüm delileri sorulup, değerlendirilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davacının eşine yapılan tapu devri nedeniyle, “davalının edimini yerine getirdiğinden” bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 13.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.