Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/12634 E. 2012/16910 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12634
KARAR NO : 2012/16910
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,davalı kurumla aralarında imzalanan 19/06/2006 tarihli sözleşme ile, …- … Vadisi Toplu Konut Projesi kapsamında yapılmakta olan inşaatlarından, B2-2 Blok 9. Kat 40 nolu bağımsız bölüm halindeki meskeni satın aldığını,dairenin 17 ay 16 gün geç teslim edildiğini ileri sürerek 1.000 TL.nin tahsiline karar verilmesini istemiş,ıslah ile talebini 4.466,33 TL.ne yükseltmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,gerekçeli kararda ;bilirkişi raporunda toplam alacak miktarını 4.466,33 TL olarak hesaplamış ise de kısa kararda 3.466,33 TL olarak yazıldığından bu hususun düzeltilmesi de mümkün olmadığı belirtilerek davanın kabulüne, 3.466,00- TL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,hükmedilen miktarın 1.000,00 TL sine dava tarihinden , bakiyesine ıslah tarihi olan 09.09.2011 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Anayasamızın 141/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 298/2.maddesine göre; Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Açıklanan bu hükümler en başta yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir ve emredici hükümlerden olup “Kamu düzeni” amacı ile vaz’edilmişlerdir. Bu hükümlerle getirilen anılan biçim koşulları hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamak amacını taşımaktadır. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine 2012/12634-16910
ulaşmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Görülmektedir ki, uyuşmazlıkların çözümünde yargıya düşen en önemli görevlerden birisi de açık ve net çözümler bulmak, anlaşılabilir, tutarlı kararlarla kamu düzen ve barışının sağlanmasına hizmet etmek olmalıdır. Taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır. İşte bu nedenledir ki, kararın gerekçesinde hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı haklı gösterdiğinin açıklanması halinde ancak, HMK.nun 298. maddesine uygun bir kararın varlığından söz edilebilecektir. Gerek Anayasamız, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerin nihai amacı da budur.
Adil yargılanma hakkının içinde barındırdığı temel haklardan olan ve dayanağını insan onuru ile eşitlik ilkesinden alan, hukuki dinlenilme hakkının üç unsuru vardır. Bunlar, tarafların yargılama konusunda bilgilenme hakkı, yargılama ile ilgili açıklama ve ispat hakkı, bu açıklamaların mahkemece dikkate alınıp değerlendirilmesi yükümlülüğüdür. Gerekçe özellikle tarafların yargılamada dikkate alındığının, açıklama ve delillerinin değerlendirildiğinin bir göstergesidir.
Kararın gerekçeli olması hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Zira, mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir. Bu sebepledir ki, Anayasa’da kararların gerekçeli olması özel olarak vurgulanmıştır.
Mahkemenin, yukarıda sıralanan hukuki olgular ışığında, 4466,33 TL.nın tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen,hüküm fıkrasında 3.466,33 TL.nın tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenler hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,28.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.