Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7216 E. 2011/2443 K. 21.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7216
KARAR NO : 2011/2443
KARAR TARİHİ : 21.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı … hakkındaki davanın reddine diğer davalılar yönünden kısmen kabulü kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Tasfiye Kurul Üyesi … ile davacı … ve vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, tasfiye halindeki davalı şirketin avukatı olduğunu, haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretinin ödenmesi için yapılan takibe davalı tarafın itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2010/7216 2011/2443
2-Davacının, 25.4.2002 tarihli davalı şirket Tasfiye Kurul Kararı ile avukat olarak görevlendirildiği, daha sonra 5.11.2005 tarihli azilname ile azledildiği, dosyadaki delillerden anlaşılmış olup, ödenmeyen vekalet ücreti için yapılan takibe itiraz üzerine davacı itirazın iptali talepli bu davayı açmıştır. Davalı şirketi temsil eden tasfiye memurları, şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Bu nedenle tasfiye memurları hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken, davalı olan üç tasfiye memuru hakkında da davanın kısmen kabulü, usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacı avukatın 8.328 YTL kira bedelini tahsil ettiği halde kendilerine ödemediğini savunmuş, davacı ise bunları serbest meslek makbuzu keserek vekalet ücretinden düştüğünü belirtmiştir. Davacının ibraz ettiği 29.12.2003, 5.1.2004 tarihli makbuzlarda, bu yönde bir açıklama yoktur. Davacı aldığını kabul ettiği 8328 YTL kira bedelini, davalı tarafa ödediğini, ispat edememiştir. Bu durumda 8328 YTL’nin davacı avukatın vekalet ücreti alacağından düşülmesi gerekirken, yazılı şekilde bu hususun dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Davacı avukat, davalı tarafa 15.12.2005 tarihli ihtarnameyi göndererek, dava konusu süre için vekalet ücretinin ödenmesini istemiştir. Bu ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih araştırılarak bu tarihten itibaren, eğer tebliğ edilmemiş ise takip tarihinden itibaren, asıl alacağa faiz yürütülmelidir. Bu hususlar araştırılmadan mahkemece işlemiş faize de hükmedilmesi, bozma nedenidir.
SONUÇ:Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü ve dördüncü bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.