YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/238
KARAR NO : 2012/16163
KARAR TARİHİ : 20.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile Belediye bünyesindeki huzurevi, kreş, aşevi v.s.nin işletilmesini 24.08.1998 tarihli protokol ile devir alıp, tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak protokolün 3. ve 4. maddesi gereğince davalının yükümlülüğünde bulunan, tüm iaşe giderleri, elektrik, su v.s. giderlerin 2002 yılı Ağustos ayından itibaren kendilerinin karşıladığını ileri sürerek, bu zararlarına karşılık şimdilik 6.000.00.TL’ nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile yapılan protokolün 31.10.2002 tarihli Encümen kararı ile sözleşmeye uygun işletilmediğinden feshedildiğini ve 03.03.2006 tarihinde davacıya bildirildiğini bu nedenle sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin, davanın reddine dair 05.02.2008 tarihli kararının davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 05.02.2008 tarih ve 2006/602 Esas 2008/173 Karar sayılı ilk kararında davanın reddi yönünde kurulan hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.10.2008 tarih ve 2008/5357 Esas 2008/11983 Karar sayılı ilamı ile “…Davalı tarafından alınan 24.08.1998 tarihli Encümen kararı gereğince taraflar arasında yapılan iki ayrı 2012/238-16163
protokol ile kreş ve gündüz bakımevi ile huzurevi ve aşevinin işletilmesinin davacı Vakıf tarafından yapılacağının kararlaştırılmasından sonra, devamı maddelerinde taraflara yüklenen yükümlülüklerinin açıklandığı özellikle 3. ve 4. maddelerinde, sosyal tesislerin iaşesi ile elektrik. su, yakıt, telefon giderlerinin davalı … tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Davacı protokolün 3. ve 4. maddeleri gereğince davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasındaki protokol tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olup, sözleşme ile yüklenen edimlerin niteliği gözetildiğinde davalının taahhüt ettiği edimlerin eksik borç olarak kabulüne olanak yoktur. Bu nedenle, davacının talebi üzerinde durularak tarafların yükümlülüklerine lişkin tüm delilleri sorularak davacının talep edebileceği tutar varsa belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi…” gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bu husus davacı yararına usulü kazanılmış hak niteliğindedir. Hal böyle olunca temyize konu kararda, mahkemece gerçek zararın mevcut delillere göre ortaya çıkarılamadığı gözetilerek iddianın ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki protokolün 3. ve 4. maddeleri gereğince davalının taahhüt ettiği 173.102.04.TL değerindeki edimlerini yerine getirmediği ve bu miktardan sorumlu olduğu yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya münderecatı ile sabittir. O halde mahkemece, davacının talebi de dikkate alırak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken usulü kazanılmış hak ilkesi de gözardı ederek yanlış gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 20.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.