Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/10903 E. 2012/16138 K. 20.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10903
KARAR NO : 2012/16138
KARAR TARİHİ : 20.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, ölen Haluk‘un “Lenfoma“ tanısı ile davalı Hastanede 3.09.2003 tarihinde yatışı yapılarak kemoterapi tedavisine geçildiğini, tedavi esnasında verilen “Blomycin“ adlı ilacın ölümcül etkileri sonucunda öksürüğünün arttığı, solunum zorluğu çektiği, ateşinin arttığı tüm bu sonuçların ilacın yan tesirinin neden olduğu fibrozdan ileri geldiğini, 25.03.2004 tarihinde hastanede öldüğünü, davalıların gerekli dikkat ve ihtimamı göstermeyerek, kusurlu davrandığını, diğer davalı Hastanenin de, istihdam eden sıfatıyla sorumlu olduğunu, manevi yönden çöküntüye uğrayıp, ruhsal bütünlüklerinin ağır şekilde ihlale uğradığını ileri sürerek, 752.500 Tl. maddi, 450.000 TL manevi tazminatın 25.3.2004 tarihinden, itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Genel Kurulu tarafından düzenlenen raporda, hastane ve doktorun kusurunun bulunmadığının açıklanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıların murisi olan Haluk un davalı Hastaneye tedavi için başvurduğu, davalı doktorlar tarafından yapılan muayenesi sonucunda lenfoma teşhisi konulması üzerine Onkoloji servisinde tedaviye alınmasından sonra verilen ilaçların ölene ölümcül etki ettiği ileri sürülerek uygulanan
2012/10903-16138
yanlış tedavi sonucunda öldüğü ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, tedaviyi gerçekleştiren davalı doktorların, muris Haluk un ölümünde hukuka aykırı bir eyleminin, kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre dava temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalı doktorların vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. ( BK.386, 390 md )
Vekil, … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. ( BK.390/11 ) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. ( BK.321/1 ) o nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları ( hafifte olsa ) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi calışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna deger vermek, tip biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bır tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir … gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olayda, muris Haluk un tedavi için davalı Hastaneye yattığı ve tedavi eden davalı doktorlar tarafından lenfoma teşhisi konulduğu, kemoterapiye başlandığı, tedavi sürecinde verilen ilaçların ölümcül etkileri sonucunda hasta Haluk “un öldüğü anlaşılmaktadır. Davamızda murisin tedavi sonrası ölümünde davalı doktorların kusurlu olup olmadığının saptanması gerekir. Mahkemece, davacıların davalı doktorları şikayeti üzerine … 11.Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında gerekli araştırmaların yapıldığını, tanıkların dinlendiğini, Adli tıp genel kurulundan alınan rapora göre davalılara izafe edilecek bir kusur bulunmadığına dayanılarak sanıkların ayrı ayrı beraat ettikleri ve ceza dosyasının kesinleştiği ileri sürülerek yeniden bilirkişi raporu alınmadan ceza dosyasındaki delliler yeterli görülerek
2012/10903-16138
davanın reddine karar verilmiştir. Adli Tıp Genel Kurulundan alınan 21.06.2007 tarihli raporda, …Haluk Odyakmazda Hodgin Lenfoma saptandığı ve bu hastalığa yönelik verilen ilaçlar ve dozlarının uygun olduğu, kişide gelişen akciğer fibrozisi ve akciğer infeksiyonunun tedavinin beklenen komlikasyonları içerisinde bulunduğu kişinin hastalığı ve komlikasyonlarına yönelik gerekli uygun tıbbi tetkik ve tedavileri uygulayan davalı doktorların kusurları bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Davacılar, ölenin hastalığının tedavisi sırasında Blomycin adlı ilacın ölümcül etkisinin ortaya çıkmasına rağmen ilaca devam edildiğinden ölümün ortaya çıktığını yanlış ilaç verildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış olmalarına göre hükme esas alınan Adli tıp Genel Kurulu raporu davacıların iddialarını tam olarak karşılamadığından yeterli değildir. Bu haliyle rapor inandırıcı ve tatminkar olmaktan uzaktır. Öyle olunca ceza mahkemesi yargılamasında aldırılan Adli Tıp Genel Kurulu raporuna itibar edilip, hüküm kurulmaz. O halde mahkemece yapılacak …; üniversitelerin ilgili anabilim dallarından ve özellikle onkoloji uzmanlarından seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile dosyadaki hastahane de tutulmuş dosya ve kayıtlar taraf savunmaları tüm deliller birlikte değerlendirilerek, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar vermektir.
Eksik inceleme ve mevcut delileri değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 14.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.