Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16033 E. 2011/1343 K. 01.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16033
KARAR NO : 2011/1343
KARAR TARİHİ : 01.02.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartı ile çok kısa aralıklarla toplam 2750,40 TL “lik kontör alınmak suretiyle harcama yapıldığını öğrendiğini,oysa ki böyle bir kontör alımından haberi ve onayı olmadığını, davalı bankanın yeterli özeni göstermemesi nedeniyle olaydan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 2750,40 TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 2750,40 TL alacağının ihtarname tarihinden işletile cek faizi ile istirdatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının hesabından yapılan işleme kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, olayın oluş şeklinin, davacının şifre ve müşteri numarasını koruyamadığını ve kişisel bilgisayarında güvenlik tedbirlerini almadığını gösterdiğini, bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, hükme esasa alınan bilirkişi raporu gereğince, davanın kısmen kabulüne, 2450,40 TL nin 4.03.2009 tarihinden faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş,hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı, rızası ve bilgisi dışında Kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri 2010/16033 2011/1343
Sürerken, davalılar ise, kredi kartına ilişkin bilgi ve şifrelerin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmaktadır.
Davacının kredi kartı ile, 5.01.2009-9.01.2009 tarihleri arasında her gün 5 er adet kısa aralıklarla toplam 2750,40 TL tutarında kontör satın alınmak suretiyle, internet üzerinden işlem yapıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece hükme esas alınan 19.03.2010 tarihli bilirkişi raporunda, “davacının şifresini muhafaza konusunda yeterli özeni göstermediği ,ancak davacı şifresinin ne şekilde ele geçerildiğinin tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı ,davalı banka veya diğer işyerinden ele geçirme imkanının da bulunmadığı,üye işyerlerinin bu tür işlemlerde gerekli dikkat ve özeni göstermemesi durumunda sorumlu olduğu,davalı bankanın her işlem için ayrı şifre yerine statik şifre uygulmasının bir güvenlik zaafiyeti olduğu,işlemlerde uluslararası kredi kartı kurallarına,üye işyeri sözleşmelerine,mevzuata ve 5464 sayılı yasaya aykırı olarak peş peşe ve aynı zaman diliminde bölüntü yapılmış olması,işlemlerin yapılış şekli ve saatlerinin hayatın olağan akışına uygun düşmemesi ve bankanın objektif özen borcu gibi olgular gözönünde bulundurulduğuna ,olayda bankanın % 90 oranında ,davacının ise % 10 oranında kusurlu olduğu mahkemece de söz konusu bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.
Yine taraflar arasındaki kerdi kartı sözleşmesinin, “Kart ve Şifrenin Kullanımından Sorumluluk” başlıklı 89. maddesinde de, kart şifresinin gizli tutulması gerektiği, aksi halde kart sahibinin sorumlu olduğu belirtilmiştir.

2010/16033 2011/1343
Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olup dava konusu olayda da, kartın fiziken kullanılmadığı, söz konusu işlemlerin, bilgisayarla internet ortamı üzerinden ve davacı kart sahibine ait şifrenin kullanılması suretiyle yapılmış olması nedeniyle, gerek açıklanan yasa hükümleri, gerekse imzalanan sözleşme gereğince, kartın üçüncü kişilerce kullanımından davacı kart sahibinin sorumlu olduğu, bununla beraber, davalı Bankanın da, internet üzerinden yapılan alışverişlerde statik şifre yerine, her işlemde değişen dinamik şifre kullanılmasını gerektiren bir sistemi oluşturmaması, işlemlerin tamamının, gece yarısından sonra ve yüksek tutarlarda, peş peşe bölünerek, kontör alımına ilişkin yapılmış olması karşısında, olağan olmayan bu tip harcamaları kart sahibi davacıya bildirmeyerek, objektif özen borcunu yerine getirmemiş olması nedenleriyle, olayda sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerekir. Olay nedeniyle tarafların müterafik kusurlarının bulunduğu, bilirkişi ve mahkemece de kabul edilmişse de, olayın oluş şekli itibariyle, az yukarda açıklanan Yasa ve sözleşme hükümleri gereğince, davacının müterefik kusur oranının bilirkişice belirlenen orandan fazla olduğunun kabulü ğerekir. Mahkemece bu konuda yeniden bilirkişice incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. Bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 1.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.