Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17319 E. 2012/43754 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17319
KARAR NO : 2012/43754
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yeri gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nun 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın 25.3.2007 tarihinde … alışveriş mağazasını arayarak şirketin markasını taşıyan ve daha önceden almış olduğu nevresim takımlarını iade etmek istediğini söylediği talebinin yönetici olan şikayetçi tarafından kabul edilmesi üzerine sanığın elleri boş bir şekilde adı geçen işyerine girdiği ancak reyondan aldığı nevresim takımını daha önceden almış gibi kasiyere vererek 117 TL iade parası aldığı, 2.4.2007 tarihinde sanığın yine aynı işyerini telefonla arayarak önceden aldığı çift kişilik nevresim takımını iade etmek için geleceğini söyledikten sonra, … Mağazasına eli boş olarak girdiği ancak reyonlardan aldığı benzer bir nevresim takımını sanki daha önceden almış gibi iade etmek üzere başvurduğu, 109.8 TL bedelli iade fişini imzaladığı sırada, şikayetçinin daha önceden kolluğa haber vermesi nedeniyle yakalandığı olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası “suçun işleniş şekli“ nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 60 gün olarak tayini suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında yer alan 1240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmın çıkartılarak, yerine 5237 sayılı TCK ‘nın 157/1,43/1, 62, 52 maddeleri gereğince 5 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL hesabıyla 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, denilmek suretiyle sair yönleri usül ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.