Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/7129 E. 2011/16994 K. 22.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7129
KARAR NO : 2011/16994
KARAR TARİHİ : 22.11.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, kararın niteliğine göre duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, … mevkinde yapılması planlanan “Dünya Ticaret Merkezi” olarak anılan projenin hayata geçirilmesi için, davalılardan … Gayrimenkul A. Ş. ile birlikte geliştirici sıfatına sahip oldukları 02.07.2008 tarihli prensip anlaşmasının imzalandığını, ayrıca davalılardan … A.Ş. ile de, 08.08.2008 tarihli menkul kıymet rehin sözleşmesi ve 12.09.2008 tarihli intifa hakkı sözleşmesinin de yapıldığını, prensip anlaşmasının 9.maddesinde, geliştiricilerin satıcılara 5.000.000 Dolar tutarında avans ödemesi yapacaklarının belirtildiğini, ilk avans diliminin kendileri tarafından ödendiğini, ikinci dilim ödemenin ise davalılar tarafından yapılması gerekirken yapılmadığını, davalıların 09.01.2009 tarihli ihtarla anlaşmayı feshettiklerini, ortaklık gereğince ödemeleri gereken 5.000.000 Doların yarısı olan 2.500.000 Doları da ödemediklerini, ayrıca Borçlar Kanununun 83.maddesi gereğince 50.000 TL de zarara uğradıklarını ileri sürerek, anılan miktarların davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; her iki davalı şirketin merkezinin … olması nedeni ile genel yetki kuralına göre, davada … Mahkemelerinin yetkili olduğunu, 02.07.2008 tarihli prensip anlaşmasının bağlayıcı olmadığını, tarafların yükümlülüklerini belirleyecek olan asıl bağlayıcı sözleşmenin ise yapılmadığını savunarak, davanın öncelikle yetkisizlik, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, “davalılar tarafından 2.7.2008 tarihli prensip anlaşmasının bir sözleşme olmadığının savunulması nedeniyle, mahkemenin yetkili olup olmadığının tespiti bakımından öncelikle bu hususun irdelenmesi gerektiği, zira akdi ilişkinin inkar edilmesi halinde, HUMK’nun genel yetkiye ilişkin hükümlerinin esas alınacağı, somut olayda ise söz konusu anlaşmanın, ilerde yapılacak olan bağlayıcı sözleşmenin bir ön hazırlığı niteliğinde olduğu, taraflar yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı, bu durumda, HUMK 9.maddesine göre, her iki davalı şirketin merkezinin bulunduğu … Mahkemelerinin davaya bakmakla yetkili olduğu, kaldı ki bir an için taraflar arasında adi ortaklığın tesis edildiği veya sözleşmenin kurulduğu düşünülse dahi, 02.07.2008 tarihli prensip anlaşmasının 14.maddesinde, tüm ihtilaflar için … Mahkemelerinin yetkili kılındığı belirtilmiş olmakla, davada yetkili mahkemenin … Mahkemeleri olduğu” kabul edilerek, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 9. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun ıo. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Davacı, davasını özel veya genel yetkili mahkemelerden herhangi birinde açabilir. Borçlar Kanununun 73. maddesine göre, sözleşmeden doğan para borcu, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödeneceğinden alacaklı, bu para borcunun ödenmesi için yetkili olan kendi ikametgahında da takip ve dava açabilir. Öte yandan yine HUMK.nun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri de belirtilmiştir. Tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, HUMK.nun 9. maddesi gereğince genel yetkili olan ve ıo. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede, ya da yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; davacı, davalılardan … Gayrimenkul A.Ş. ile imzalanan 02.07.2008 tarihli prensip anlaşması ile … A.Ş. ile yapılan 08.08.2008 tarihli menkul kıymet rehin sözleşmesi ve 12.09.2008 tarihli intifa hakkı sözleşmesine dayanmış, davalılar ise, söz konusu anlaşmaların, taraflar yönünden hiçbir bağlayıcılık içermediğini, tarafların yükümlülüklerini
2011/7129-16994
belirleyecek olan asıl bağlayıcı sözleşmenin ise kurulmadığını savunarak, davada genel yetki kurallarının uygulanması gerektiğini, dolayısıyla davada yetkili mahkemenin, her iki davalı şirketin merkezinin bulunduğu … Mahkemeleri olduğunu bildirmiş, mahkemece de sözleşme hükümleri değerlendirilerek, “taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşmenin kurulmadığından bahisle ve HUMK’nun 9. maddesi gereğince yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olduğu belirtilerek, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiştir. Her ne kadar davada dayanılan 2.7.2008 tarihli prensip anlaşmasının, tarafların bilahare düzenleyecekleri asıl sözleşmeye hazırlık amacıyla yapıldığı ve genel olarak “bağlayıcılığı bulunmadığına ilişkinu hükümler taşıdığı anlaşılmakta ise de, davacı, bu anlaşma gereğince yapmış olduğu masraflar ve uğradığı zararların tazminini talep etmiş olup, daha sonra yapılacağı kararlaştırılan nihai sözleşmeye hazırlık amacıyla da olsa, yapıldığı inkar edilmeyen ve tarafların imzasını taşıyan söz konusu bu anlaşma gereğince, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu ve dolayısıyla … bu davada sözleşmeye ilişkin yetki kurallarının uygulanması gerektiği açıktır. Sözleşmenin yapıldığı ve icra edileceği yer İzmir olduğu gibi, dava konusu talep de, sözleşmeye dayalı para alacağının tahsili istemine ilişkin olup, Borçlar Kanununun 73. maddesi gereğince, alacaklı bu para borcunun ödenmesi için, kendi ikametgahında dava açabileceğinden, davacı şirketin merkezinin bulunduğu İzmir Mahkemeleri davaya bakmaya yetkilidir. O halde dava, yetkili mahkemede açılmış olduğundan, mahkemece yetki itirazı reddedilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.