YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13726
KARAR NO : 2011/3560
KARAR TARİHİ : 09.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı avukatlar ile … akitlerininin haksız feshi nedeni ile işveren … şirketine karşı işe iade davası ile ilgili yasal sürecin takip edilmesi için kazanılan ücretin %10′ u üzerinden sözlü olarak anlaştıklarını, davanın açılma masrafları olarak önce 100.’ er. TL. ödediklerini, yargılama sırasında da icra masrafları da dikkate alınarak 500.’ er TL daha ödediklerini, açılan işe iade davalarını kazandıklarını ancak işe başlatılmadıklarını, vekilleri olan davalılarının icra takibine başvurmadan dava dışı işveren şirketle 10 aylık ücretlerinin ödenmesi hususunda anlaştıklarını ve işveren şirket tarafından yapılan anlaşmaya göre hak ettikleri tazminatların kendilerine ödenmek üzere davalı avukatın banka hesabına yatırıldığını bunu takiben davalıların vekalet ücreti ve masraf adı altında fahiş kesinti yaparak her biri yönünden %30 – 35′ e varan oranlarda kesinti yaparak eksik ödeme yaptığını, bu durumun aralarında yaptıkları anlaşmaya ve yasalara açıkça aykırı olduğunu bu nedenlerle şimdilik her biri yönünden 100′ er TL olmak üzere toplam 6.400.00.TL’ nın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Yargılama sırasında verdikleri ıslah dilekçesi ile taleplerini toplam 159.538.16.TL’ ya yükseltmişlerdir.
Küçükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 06.02.2007 tarih ve 2006/417 Esas 2007/131 Karar sayılı birleşen dava dosyasında ise; Davacılar, kazanılan ücretin %10′ u üzerinden 2010/13726-2011/3560
Sözlü olarak anlaşmalarına rağmen davalıların vekalet ücreti ve masraf adı altında fahiş kesinti yaparak her biri yönünden %30 – 35′ e varan oranlarda kesinti yaparak eksik ödeme yaptığını, bu durumun aralarında yaptıkları anlaşmaya ve yasalara açıkça aykırı olduğunu bu nedenlerle şimdilik her biri yönünden 100′ er TL olmak üzere toplam 1.800.00.TL’ nın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Yargılama sırasında verdikleri ıslah dilekçesi ile taleplerini toplam 45.872.75.TL’ ya yükseltmişlerdir.
Davalılar, anlaşmalarına uygun olarak her bir davacı için tahsil ettikleri paradan %25 + %3 kesinti yapıldığını, haksız alınan herhangi bir paranın olmadığını, hesaplaşma sonunda ibraname aldıklarını, Avukatlık Kanunu’ nun 163. maddesi gereğince avukatlık bedeli olarak ödenen paranın geri istenemeyeceğini, davalı Av. …’ un diğer davalı Av….’ un yanında sigortalı olarak çalıştığından davada davalı sıfatının bulunmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 13.365.TL … mahkemesi dosyalarından tahsil edilen ve iade edilmeyen yargılama giderleri ile %3 gider olarak kesilen 56.644.TL olmak üzere toplam 70.009.TL’ nın davalıların hesabına ödendiği tarih olan 30.6.2005 tarihinden hesap edilecek yasal faizi ile birlikte davalı …’ dan tahsili ile asıl ve birleşen davada olmak üzere 81 davacıya payları oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacıların vekalet ücreti ile ilgili davalılar tarafından fazla kesinti yapıldığına ilişki,n taleplerinin reddine, Davacılardan … davasından vazgeçtiğinden bu davacı yönünden davasının vazgeçmesi nedeni ile reddine, Davalı … un davada davalı sıfatı bulunmadığından hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine, karar verilmiş; hüküm davacılar ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki 2 nolu, davalı …’ un 3 nolu, bendin kapsamı dışında kalan sair, davalı …’ un tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, işe iade nedeniyle açılan davalar sonucunda kendilerini vekil olarak temsil eden davalının tahsil ettiği paradan fazla kesinti yaparak ödediği iddiası ile eksik ödenen bedelin tahsilini talep etmişler, davalı ise ödeme sonucunda ibralaştıklarını ve ödenen paranın Avukatlık Kanunu gereğince geri istenemeyeceğinden bahisle davanın reddini savunmuştur. Davanın temeli vekillik sözleşmesidir. 2010/13726-2011/3560
(BK. 386. md.) Vekil müvekkilin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı her ne nam ile olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkile tediyeye mecburdur. (BK. 392. md.) Davada davacılar, davalının fazla kesinti yaparak kendilerine eksik ödeme yapıldığı iddiasına dayandığına göre, davalı vekil, davacılar adına kaç lira tahsil edildiği, bu miktardan neye yönelik hangi oranda kesinti yaptığı ve davacılara ne miktar ödediğini açıkça belirtmesi gerekir. Davalı her ne kadar davacılardan ibraname aldığını ve borcu olmadığını savunmuş ise de, davalının dayandığı belgede karşı taraftan ne kadar para aldığı ve davacılara ne kadar para verdiği belli olmasına rağmen tahsil edilen paradan ne için hangi oranda kesinti yaparak kendisinde kaldığı belirtilmemiştir. Olayın özellikle ve öncelikle güven ilişkisine dayalı bir meslek olan avukatlık mesleğinin yerine getirilmesi ile ilgili oluşu ve “onur, güven ve saygınlığın korunması ilkesinin” mesleğin temel ilkelerinden olması da dikkate alınarak ibraname olarak nitelendirilen bu belgenin bu haliyle ibraname olarak değil, bir makbuz olarak değerlendirilebileceğinden davalıyı hesap verme borcundan kurtarmadığı gibi davacıları da bağlamaz. Ayrıca bu olayda Avukatlık Kanunu’ nun 163. maddesinde yer alan ” ifa edilmiş sözleşme” durumu da söz konusu olamaz. Taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacılar ücretin %10 oranında, davalı ise %25 oranında olduğu iddiasındadırlar. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ nun ücrete ilişkin 163 ve 164. maddeleri, vekil ile müvekkil arasındaki ücrete ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda, 20.1.2004 tarihinde 5043 sayılı Kanunla değişiklikler yapılmış ve Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin dördüncü fıkrası değişikliğe uğramış ve “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir. Böylece 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda sözleşme bulunmaması halinde ya da sözleşmenin belirgin olmaması, tartışmalı bulunması ya da sözleşmenin geçersiz sayıldığı hallerde ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yirmisi 2010/13726-2011/3560
arasındaki bir miktar avukatın emeğine göre verilmelidir. Olayımızda da geçerli olan bu düzenleme dikkate alınarak dosyada mevcut 18.12.2006 ve 22.07.2008 tarihli bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, davacılar adına açtıkları … davalarının kabulü ile davacıların işe iadelerine ve işe başlatılmamaları halinde ise tazminat ödenmesine karar verilmesi nedeniyle davalının vekalet görevini bihakkın yerine getirmesi, davacıların sayısal çokluğu ve davaların grup dava şeklinde oluşu da dikkate alınarak her bir davacının hak ettiği tazminat miktarı üzerinden %15 oranında davalının avukatlık ücretine hak kazandığının kabul edilmesinin hak ve nesafet ölçülerine uygun olacağı anlaşılmıştır. Davacılarda yargılama sırasında bu oranı kabul ederek taleplerini bu oranı dikkate alarak ıslah etmişlerdir. O halde yukarıda izah edilen hususlar yönünden gerektiğinde yeniden uzman bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli rapor alınmalı ve bunun sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde bu talep yönünden davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davalı … yönünden, Mahkemece, davacılar tarafından açılan asıl dava ve birleşen davada, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinden dolayı kendisini davada vekil ile temsil ettiren davalı … lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık asgari ücret tarifesine göre asıl dava ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı 1.000.00.’er TL. maktu ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken, davalı … lehine asıl ve birleşen dava yönünden tek maktu vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacılar ile davalı …’ un sair, davalı …’ un tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar, 3. bentte açıklanan nedenle davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.000.000 TL. temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 09.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.